Belki şımarığım, belki de seni çok seviyorumdur.
Yüreğin acıyor, yanıyor, ağlıyor ve ben ne yapıyorum? Bomboş oturuyorum. Tripleniyorum ben ama yok, hayır sevdiğim triplenmeyorum.
Ben sadece korkuyorum. Senin bir daha gülemeyeceğinden, o güzel gamzelerini göremeyeceğimden korkuyorum. İçime kapanıyorum, kendimle boğuşuyorum.
Sevdiğim ne yapsam geçer yüreğinin acısı, yangını? Ha ne yapsam geçer? Uzaklardan öpsem, koklasam geçer mi? Uzaklardan sevsem yüreğini geçer mi? Ya da yüreğinden damlayan yaşları öpsem geçer mi sevdiğim?
Allah’a yalvarsam, dua etsem geçer mi sevdiğim? Geçmez demi, geçmez o yangın, sönmez hiçbir zaman, demi sevdiğim geçiremem o yangını, su dökemem o yüreğine….
O masumluk dolu yüreğin nasıl geçer? Söyle bana nasıl geçer sevdiğim?
Yanına yamacına gelsem geçer demi? Sarılsam sana geçer demi? Öpsem koklasam geçer demi? Kabus gördüğünde sevsem saçlarını geçirsem kabusunu, geçer demi? Geçsin nolur sevdiğim!
Ama gelemem ki ben senin yanına, yamacına gelemem ki, ben çok uzağım, çok çok uzaklardayım, kaf dağının ardındayım. Kaf dağının aradı bile yok sevdiğim….
Geçiremem ben demi? Gelemem demi yanına? Sarılamam sana demi ? Öpemem demi o gözyaşlarını? O kıvırcık saçlarını sevemem demi ? Ben sana dokunamam demi ? Ben sana uzağım sevdiğim….
Ama düşünüyorum da bedenim sana uzak sadece,ruhum sana yakın ve bedenim ne kadar uzak olursa olsun ruhum sana bir o kadar yakınlaşıyor sevdiğim…
Sevdiğim ben seni iyileştireceğim, yanan, kanayan, acıyan, ağlayan her yerini iyileştireceğim, sana gülmeyi, mutlu olmayı tekrar öğreteceğim sevdiğim.
ve sen bir daha asla unutmayacaksın gülmeyi ve mutlu olmayı, unutursan eğer ben burada olacağım sevdiğim….
Ben seni seviyorum sevdiğim, hemde her güzel şeyin sonu şenmişsin gibi seviyorum sevdiğim….