Uzaylılar; dünyalıların, yüz küsür yıldır çözülemeyen Riemann hipotezini çözerlerse her konuda ilerleyeceklerinden korkuyorlardı. Korkmalarında ise haklı gerekçeleri vardı. Evrenin iyiliği için insanlığın gelişimini durdurmak istiyorlardı. Bu sebeple uzaylılardan biri, Riemann hipotezini çözen kişi ile bundan haberdar olan kişileri öldürmek üzere insan kılığında dünyaya gönderilir. Roman böyle başlıyordu. Başlangıç kısmı komikti, Aamir Khan'ın "PK" filmine benzettim. Orta ve son kısımları ise hem eğlenceli hem heyecan vericiydi. Özellikle son bölümdeki "Bir insana tavsiyeler" kısmı dikkate alınmalı.
Baştan sona çok sürükleyici olan; insanların fiziksel, duygusal ve ruhsal doğası hakkında çok iyi tespitlerde bulunan, ailenin de önemine değinen harika bir romandı. Yazarın daha önce Gece Yarısı Kütüphanesi romanını okumuştum. İkisi de birbirinden güzel kitaplar.
Aşk korkunç çünkü sizi müthiş bir güçle içine çekiyor, dışarıdan küçücük görünen, ama içeride mantığınızı alıp götüren dev kütleli bir karadelik gibi. Kendinizi kaybediyorsunuz, benim kaybettiğim gibi, felaketlerin en güzeli, yok oluşların en ateşlisi.