Kitaplığımız, hep isteyip hiçbir zaman gerçekleşmeyen niyetlerimizin vücut bulmuş halinden birisidir. Alfabetik sıraya göre. Ülkeye göre. Türe göre. Uzun bir süre bunu bir sisteme sokacağıma dair kendime söz verdim ama o kadar çok erteledim ki artık hiç yapmayacağımı kabul ettim. Bazen bir kitap arıyorum, o zaman sol baştan başlayıp kitabı bulana dek her kitabın sırtına bakıyorum. Benden daha düzenli biri o kitabı kitaplıktan bir kerede alır ama bir şey de kaçırır dedim kendime.
Aşık insanlar birbirinden dört gün boyunca haber almamaya dayanabilirler mi? Hayır, bu imkânsız. Kendi sevgimi düşünürken, bir gün veya yarım gün diye düzeltiyorum. Birbirini aramamaya ve birbirine aşk mesajları yazmamaya verilen tüm sözlere rağmen bu sözler en fazla bir buçuk gün sonra dayanılmaz hale gelecektir.
Bir filmde on dakikadan sonra filmin iyi mi yoksa boktan mı olduğunu anlayabiliyorsun. Kitapta bu biraz daha uzun sürüyor, karar vermek için yazara elli sayfa hak tanıyorsun ama sayfa yüz yetmişe geldiğinde artık düzelmeyeceğini, daha da kötüleşebileceğini biliyorsun.