mizgin

mizgin
@Mizgint
Takipçi arttırmak için takip etmeyin takibi bıraktığınız gibi ben de bırakıyorum.
121 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Öyle bir sevdim ki onu dünyamı şaşırdım. Haddimi bilemedim,evleniriz gibi geldi bana Evimiz yuvamız olur ışığımız yanar Fakir soframız kurulur gibi geldi....
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ne çok isterdim seninle çoğalan bir hayatımın olmasını. Akşam eve dönerken elimde mimozalar ile seni mutlu etmeyi. Beraber küçük sevinçler biriktirmeyi. Ama sonumuz yok biliyorum, hasretle bitecek sonumuz.
Her sabah uyandığımda hayata karışmak için özel bir çaba sarfediyorum. Yüzüme taktığım maske mi gerçek, yoksa altında saklı olan ve benim "ben" demekten cekinmedigim varlık mı? Her şey sahte, gerçekten nasıl güldüğümü bile hatırlamıyorum. Yüzüm, gülüşüm, bakışlarım önceden tasarlanmış, dış dünyadan korunmak için, bir kabuk gibi kullanıyorum onları. Sesime bile dayanmam mümkün değil, var olmak istiyorum ama varlığımın bedenimde bir basamak daha yükselemeyecegini, öne çıkmayacağını biliyorum. Kendimi gerçekleştirmek yerine gercekmisim gibi davranarak devam edemem. En iyisi susmak ve dinlemek, belki gerçekten dinlemeyi bașarabilirsem insanların asla yapmadığı gibi başkalarının maskesini düşürebilirim, bir an bile olsa samimiyet ve masumiyet görmek için maskemin dilini kesebilirim. Sustum artık, sadece dinliyorum, başkasını canlandırmaktan vazgeçtim, bana önce kendinizi sonra da beni verin. Ingman bergman
Hangi çiçek diğerini sarı açtı diye ayıplar? Hangi kuş farklı ötünce diğerine yasak koyar? Derisinden dilinden ötürü öldürülüyor insanlar Ah insanlar her şeyi bulup kendini bulamayanlar. Charles Bukowski
Her sey yoruyor beni, yormayan şeyler bile. Neşeyle acının tadı benim için bir. Ne kadar isterdim bir bahçedeki havuzda, kağıttan gemilerini yüzdüren bir çocuk olmayı,bir de asma kameriyesi olsun üzerimde, kameriyenin kafesi sığ sulardaki koyu yansımaların arasında, ışıktan ve yeşil gölgelerden bir dama tahtası çizsin. Hayatla aramda ince bir cam var. Açıkça görmeme ve anlamama rağmen, dokunamıyorum hayata. Hüznümü akıl çerçevesine sığdırmak mı? Akıl yürütmek çaba harcamak anlamına geliyorsa, bu neye yarar ki? Hem zaten, insan üzgünken elini bile oynatamaz. Sıradan hayatın vazgeçmeyi çok istediğim o hareketlerinden bile vazgecemiyorum. Vazgeçmek çaba istiyor çünkü, ben de ise cesaret verecek küçücük bir ruh bile kalmamış. Sık sık, şu arabanın sürücüsü olmadığıma, şu faytonda arabacılık yapmadığıma, herhangi bir hayali bir başkası olmadığıma yanıyorum acı acı. Düşlerim saçma birer sığınak, yıldırıma karşı şemsiye açmaktan farkı yok. Huzursuzluğun Kitabı