Diktatörler tek tip değildi. Yıllar İçinde, hepsini tanımıştım. Örneğin, Orta Asya diktatörleri, Sovyet kalıntısı bir politbüro ciddiyetine sahip olurdu. Mütevazı bir bürokrat gibi görünür, soğuk bir istihbaratçı gibi az konuşur, sonra da hiç beklenmeyen bir anda kırk metrelik heykellerini yaptırıp başkentlerinin ortasına diker ya da ülkelerinde yayımlanmasına izin verdikleri kitapların her birine onsoz yazarlardi. Daha doğrusu başkalarına yazdırır, altına da imza atarlardı.
Orta ve Güney Amerika diktatörleri çok daha sıcak kanliydi. Onlarla rom içip futboldan söz edilebilir ya da saraylarındaki salonlarda yan yana tango yapılabilirdi. Che Guevara gibi konuşur ama Pablo Escobar gibi davranırlardi. Dolayısıyla herhangi birini kaplanlarına yedirmeleri bile devrimin bir gereği olarak kabul edilirdi. Ayrıca mitinglerinde şiir okur ve "En sevdiğim" diye söz ettikleri bir şair mutlaka olurdu. Hatta Güney Amerika edebiyatının, bence en iyi şiiri, böylesi bir şair tarafından intihar notuna yazılmıştı. Şiirin adı şuydu: Bir Diktatörün En Sevdiği Şair Olmak.
Ortadoğu ve Körfez diktatörleri ise anlaşması en kolay olanlardır. Orta Asya'daki mevkidaşları gibi satranç oynamaz, Güney Amerika'dakiler gibi plak koleksiyonu yapmazlardı. Mesai saatlerinde servet ve güç sahibi olmak için çalışan diğer diktatörlerden farklı olarak, bu adamların hobileri de servet ve güç sahibi olmaktı. Dolayısıyla hayatın her alanına bu açıdan bakar ve her şey için pazarlık yapabilirler. Fiyatta anlaşırlarsa hüküm sürdükleri toprağı bile birkaç saat içinde satabilir sonra da o parayı ikiye katlamak için Londra borsasında ki Helal yatırım pazarı Sukuk'a koşarlardi. Üzerinde yaşadıkları çöl kadar düz ve öngörülebilir oldukları için en tutarlılar onlardı.
Ancak Afrikalı diktatörler tam tersiydi! Her biri,
Eğer her bir un çuvalı iki Amerikan askeri taşıyorsa, Venezuela'yi işgal etmek için kaç çuval un gerekir?
Sonuçta, ABD Irak'ın petrolünü çalmak için Oil for food programını icat eden ülkeydi.
Blood for oil. Oil for food. Food for blood.
"Sevgili vatandaşlarım, evet belki ben bir kuklayim ama komedi ciddi bir iştir. Hatta o kadar ciddi bir iştir ki bana gülmeyen vatan hainidir. Bana gülmeyeni hapse atarım."