Hayatımızın akışında önemli bir rol üstlenecek, yönümüzü değiştirecek seçimleri etkileyecek ya da belirleyecek insanlarla yollarımızın tesadüf eseri kesistigini düşünmek ne garip. Belki de tesadüf değildir. Karşımızdaki insanın, bilinçli ya da bilinçsiz, gitmek istediğimiz yöne bizi itekleyecegini seziyor olabilir miyiz? Belki davete icap etme sebebimiz budur. Karşımızdaki insanın yürümek istediğimiz yoldan bizi döndürecegini, karşımıza engeller çıkaracağını hissedince onu yeniden görme isteği duymuyor olabilir miyiz? Tek bir kişinin, sırf geçmişte ona danıştik diye kriz anlarında davranışlarımızı yönlendirebilecegini ve bunca önem taşıyabileceğini düşünmek garip.
Yeni bir çağ başlıyordu... Bu fırtınanın ortasında doğanlar kuracaklar yeni dünyayı. Onlar duvarlar örmeyecekler. Onlar kimliklerini kaybedip satılığa çıkarmayacaklar. Onlar bizim doğrularımızın, bizim değerlerimizin hiçbirini benimseyip taşımasalar da, yeni bir dünyanın insanları olacaklar.
Bir gün, yanlışlar suç, yanılgılar günah olmaktan çıktığı zaman her şey daha açık, daha duru görülecek, demiştin. Gerçek özgürlüğün Duvarlarla korunamayacağının anlaşıldığı gün ve hiçbir duvara ihtiyaç kalmayacak kadar özgür olunduğu gün, artık mal hırsı ve mülkiyet şehvetinin adına 'özgürlük' deme ayıbı bir daha işlenmeyecek.