Elizabeth, "Daha ilk baştan,"dedi, "Diyebilirim ki tanışmamızın hemen hemen ilk dakikasından beri, davranışlarınızla küstahlığınızı kibrinizi, başkalarının duygularına hiç önem vermeyen bencilliğinizi apaçık ortaya vurdunuz. Sonraki olaylar bu olumsuz temelin üzerine öyle köklü bir soğukluk kurdu ki, tanşmamızdan birkaç hafta sonra, dünyada bir siz, bir ben kalsak gene de sizinle evlenmeye asla razı olamacağımı kesinlikle biliyordum."
"Yeter, hanımefendi, başkaca bir sey söylemenizin biç geregi yok. Duygularınız1 çok iyi anlyorum. Şimdi artik bana düşen sey kendi duygularımdan utanmaktır. Bu kadar zamanınızı aldığım için beni bağışlayınız ve size dirlik ve mutluluk dilemem için izin veriniz'
Unutmayın, artık tir tir titreyen çocuklarla dolu bir ringde değilsiniz. Karşınıza hangi biçimde çıkarlarsa çıksınlar, bu insanların hepsi tecrübeli katiller.
"Hepsinin neden böyle davrandıklarını göremiyor musun? Finnick ve küp şekerleri, Chaff'in seni öpmesi, Johanna’nın soyunması..." Daha ciddi bir ses tonu takınmaya çalışıyor ama başarısız oluyordu. "Seninle oynuyorlar, çünkü sen... Bilirsin işte."
"Hayır, bilmiyorum," dedim. Gerçekten de neden bahsettiği konusunda hiçbir fikrim yoktu.
"Yarı ölü olmama rağmen arenadayken çıplak halime bakamıyordun. Sen çok... Safsın..." dedi nihayet.