Çünkü bir gün mutlaka gideceğini biliyordum. Terk edilmek benim için ölümdür, mezara girmekten farksızdır, o yüzden ilk ben terk ederim daima, öldürülmeyi, yani terk edilmeyi beklemek yerine. Kendimi korumak, yaşayabilmek için. Böylesi daha hakikatli, tersi gibi görünse de. Aynı fikirde değil misin?
Ancak vazgeçip sekiz milyarın arasına girebileceğime dair umudumu
yitirdiğimde, farklılığımı nihayet tanımlayabildim: olağanüstü derecede sıradanım, vasatlığımda istisnaiyim, başkalarından tamamen farklı bir biçimde sıkıcıyım.