Ölümleri bildiğim en gerçek ve gerçek dışı şeylerdi. Bu ölümleri hiçbir zaman sindiremedim. Bazen onları görmeyi umuyorum hâlâ; kalabalıkta başlarının arkasını göreceğimi sanıyorum.
Ebeveynimden sonraki hayat önümdeydi. Bu hayatı hem istiyor hem de ondan dehşet ölçüsünde korkuyordum. Onların dahil olmadığı duyguları yaşamanın özgürlüğünü istiyordum ama bu duyguların biçimi ve ölçeğinden korkuyordum. Ailemin tanımlayıcı sınırları olmadan kimdim ben, gerçekte? Artık nasıl hikâyeler anlatmalıydım?