"... Hayatı boyunca aşkı kalıcı bir şey, günlük yaşamın koşuşturmasından ve yorgunluğundan koruyan bir duygu olarak hayal etmişti ama şimdi bunun nasıl da tehlikeli bir his olduğunu görebiliyordu. İnsanı ninnileriyle uyutarak riske atıyordu. ..."
"'Yani âşık olmaya hakkım yok mu? Başarıya ve şöhrete ulaşmak için ödemem gereken bedel bu mu? Daima yalnız olmak mı?"
"Elbette âşık olabilirsin. Sadece kendini bırakman lazım. Buna boşuna aşka düşmek dememişler.'"
"... İşte yine ikisi arasında uzayıp gidiyordu zaman. Sanki her tarafı kanıyor gibiydi, ama akan kan değildi, geriye koyulması o kadar kolay bir şey değildi bu. O hayallerini kaybediyordu. Kendi başına büyütüp özenle baktığı aşkının hayali çiçekleriydi akıp giden."