"İçinizde cehennemdeki ya da cennetteki yeri yazılı olmayan hiç kimse yoktur."
Sahabe: "Öyleyse kaderimize güvenip amel etmeyi bırakalım mı, ey Allah'ın Resûlü" dedi. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: " Siz amel etmeye bakın. Zira herkes, ne için yaratıldı ise onu kolayca elde eder. Cennet ehlinden olanlara cennet ehlinin amelleri, cehennem ehlinden olanlara da cehennem ehlinin amelleri kolaylaştırılır." Daha sonra peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şu ayetleri okudu: " Artık kim verir ve sakınırsa, en güzeli de tasdik ederse, biz de onu en kolaya hazırlarız ( onda başarılı kılarız)."
(Leyl,5-7) (Buhari, Müslim)
Yeniden dirilişe, Allah'ın kabirlerdeki kimseleri yeniden dirilteceğine inanır. İnsanlar, âlemlerin Rabbinin huzurunda yalın ayak, çıplak, ve sünnetsiz olarak ayakta duracaklar, güneş onlara yaklaşacak ve amellerinin miktarına göre tere gömüleceklerdir. Öyle ki onlardan kimisinin teri, ağzına kadar ulaşacaktır. Yerin yarılıp da içerisinden ilk çıkacak olan -yani ilk diriltilecek olan- kişi, Peygamberimiz Muhammed (s.a.s) olacaktır.
O dehşetli günde insanlar, etrafa dağılan çekirgeler gibi kabirlerinden çıkıp dağılacak, hızla davetçiye doğru koşacaklar. Her tarafı hareketsizlik ve korkunç bir sessizlik kaplayacaktır. O esnada amel defterleri açılacak, gizli saklı ne varsa ortaya dökülecek ve kalplerde gizlenen şeyler açığa çıkacaktır. Kıyamet gününde Allah, kullarıyla arada tercüman olmaksızın konuşacak, insanlar kendi isimleriyle ve babalarının isimleriyle çağrılacaktır.
Niyetleri ve yönelişleri birbirinden farklı, gayeleri ve vasıtaları birbirine zıt çağdaş cemaatler ortaya çıktı. Her ortaya çıkan cemaat ve grup, diğerini lanetledi. Tevhîd ve sünnet hakkında ileri geri konuştular ve insanların düşüncelerini kirlettiler, akîdelerini bozdular ve şirke düşmelerini kolaylaştırdılar.