Tren giderken iki tarafımızda Suriye ve Lübnan’ı sanki safra gibi boşaltıyoruz.Yarın kendimizi anadolu köylerinin arasında Kudüs’süz ,Şam’sız,Lübnan’sız,Beyrut’suz ve Halep’siz, öz can ve öz Ocak kaygısına boğulmuş , öyle perişan bulacağız.
Kudüs kelimesi hıristiyanlığı hatıra getirir. Fakat ne kudüste ne de filistinde hrıstiyanlık diye bir mesele yoktur. Kudüsün hıristiyanlığı ; ortodoks Petersburg , Protestan Berlin , dinsiz Paris , katolik roma ve anglikan Londra’nın politika meselesidir.
Kudüsün yerli meselesi ,yahudi-Arap meselesi : bir avuç yahudi , altı yüz bin Arap !
İşte bir Fransız vesikası :” …maruni patriği de bilir ki eğer Fransızlar gelecek olurlarsa, haksız imtiyazları elinden alacaktır.patriğin arzusu Fransız himayesinde ,fakat Osmanlı idaresinde yaşamaktır.