Muhammed mert

Kadınla erkek arasındaki münasebetler, hakikatte mede. niyetimizin temel meselesidir. Yani medeniyetin vasfını tayin eden ölçüt, bu meselelerin çözümünde tatbik edilen metoda bağlıdır. Ölçülerinin doğruluk veya yanlışlığı, iyi veya kötü tarafları, sahip olduğu değerlerin sağlam veya sakat oluşları hep bu meseleyle ilgilidir. Yani bütün bölümleriyle, dallarıyla, medeniyetin her hususu buna bağlıdır. Beşeriyetin her iki zümresi arasında meydana gelen ilişkiler, cinsî münasebetler, sadece hayvanî yahut başka bir tabirle sadece cinsî ve şehevî değildir. Burada müşahede edilen maksat, yalnız neslin devamını kapsamaz. Fakat hepsini kapsayan bir genişliğin yanında, ayrıca şu hususları da gaye olarak içine alır: Kadın ve erkek müşterek maksat için, kabiliyet ve imkân olacaklardır. Cinsî alâka, sevgi/muhabbet, bahsi geçen yardımlaşma şuurunu gerçekleştirmek için bir vasıta olarak verilmiştir. Demek oluyor ki, iki cins arasında zaten fitraten mevcut bulunan alâka ve muhabbet, burada, gerçek taraflarıyla "yardımcı" bir rol oynamaktadır. Hayvanî ve insanî unsurlar medeniyetin ilerlemesi yolunda mesai sarfeder, bu iş için hizmette bulunurlar. Hatta işlerini güçlerini bu gayenin tahakkukuna tahsis ederek yürütürler. Bu daire içine girecek evsaftaki fertlerin adedini çoğaltmaya bakarlar. Bu yolda hizmet ederler. Medeniyetin müspet veya menfi vasıflı olması, işte bu iki unsurun birbirleriyle mütenasip ve dengeli olmasına bağlıdır
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

Muhammed mert

, bir kitap okudu
10/10
·464 syf.·
2025 11. kitabı
Ebu'l A'lâ el-Mevdudi
8.8/10 · 402 okunma
Kapitalistler, büyük büyük sanayi siteleri, ticarethaneler ve sermayelerini işletecek müesseseler vücuda getirdi. Neticede sanat ve ticaret dev adımlarla ilerledi. Şehirler büyümeye, yenileri kurulmaya başlandı. Köylerden, kasabalardan ve bunların civarından yüzbinlerce, milyonlarca insan yeni kurulan şehirlere akın etti. Dev topluluklar meydana geldi. Hayatın insanlara tahmil ettiği yük ağırlaştı. Barınacak yer, elbise ve hayatı ihtiyaç maddelerinin fiyatı birkaç misline çıktı. Kısmen medeniyetin ilerlemesi dolayısıyla, kısmen de kapitalistlerin ellerindeki sermayeyi işletmesi neticesinde, yeni yeni icatlar ortaya çıktı. Böylece zevk ve keyfe hizmet eden binlerce vasıta, hayatın zarurî unsuru sayıldı. Yani aslında lüks mahiye-tinde olan şeyler alelade ihtiyaç maddeleri haline geldi. Fakat kapitalist nizamda servet, karınca kaderince herkesin az çok müsavi ve mütevazı bir şekilde hayatın her türlü konforundan istifade etmesine imkân verici bir tarzda düzenlenmiş, taksim edilmiş değildi. Millî gelir dağılımı dengeli olmadığından halk, zarurî ihtiyacını temin etmek hususunda zorluklarla karşılaştı ve ıstıraba düştü. Şehirlerde ise hayat, bir acelecilik manzarası halini aldı. Hayatın gerçek ihtiyaçları unutuldu. Mesken, yiyecek içecek, giyim kuşam gibi şehir halkına göre en iptidaî ihtiyaç maddelerinden sayılması icap eden hususlar, bazı kimseler için bulunmaz bir meta, temininde zorluk çekilen bir problem, bazıları için de elde edilmesi çok kolay ve basit maddeler haline geldi. Bunun neticesi ne oldu? Netice şu ki kadın kocası için, çocuklar da ebeveyn için ağır bir yük haline geldi. Herkes, gemisini kurtarmanın çaresine bakmaya başladı. Böylece işin içinden çıkacağını, davasını halledeceğini zannetti. Hatta çok kimse, günlük maişetini bile temin edemez hale geldi.
Devrimci kafaların düşüncesi şuydu: "Eski olan, eskiden kalmış olan her nazariye, her kaide ve metot, mutlaka kötüdür. Öyleyse ilerlemeye manidir. Bu gibi unsurları cemiyet hayatından tamamıyla söküp atmadıkça terakki (ilerleme) mümkün değildir.