Kadınla erkek arasındaki münasebetler, hakikatte mede. niyetimizin temel meselesidir. Yani medeniyetin vasfını tayin eden ölçüt, bu meselelerin çözümünde tatbik edilen metoda bağlıdır. Ölçülerinin doğruluk veya yanlışlığı, iyi veya kötü tarafları, sahip olduğu değerlerin sağlam veya sakat oluşları hep bu meseleyle ilgilidir. Yani bütün bölümleriyle, dallarıyla, medeniyetin her hususu buna bağlıdır. Beşeriyetin her iki zümresi arasında meydana gelen ilişkiler, cinsî münasebetler, sadece hayvanî yahut başka bir tabirle sadece cinsî ve şehevî değildir.
Burada müşahede edilen maksat, yalnız neslin devamını kapsamaz. Fakat hepsini kapsayan bir genişliğin yanında, ayrıca şu hususları da gaye olarak içine alır:
Kadın ve erkek müşterek maksat için, kabiliyet ve imkân olacaklardır. Cinsî alâka, sevgi/muhabbet, bahsi geçen yardımlaşma şuurunu gerçekleştirmek için bir vasıta olarak verilmiştir. Demek oluyor ki, iki cins arasında zaten fitraten mevcut bulunan alâka ve muhabbet, burada, gerçek taraflarıyla "yardımcı" bir rol oynamaktadır. Hayvanî ve insanî unsurlar medeniyetin ilerlemesi yolunda mesai sarfeder, bu iş için hizmette bulunurlar. Hatta işlerini güçlerini bu gayenin tahakkukuna tahsis ederek yürütürler. Bu daire içine girecek evsaftaki fertlerin adedini çoğaltmaya bakarlar. Bu yolda hizmet ederler. Medeniyetin müspet veya menfi vasıflı olması, işte bu iki unsurun birbirleriyle mütenasip ve dengeli olmasına bağlıdır