33. AYET
Alimler Allah'tan Korkarlar
وَمِنَ النَّاسِ وَالدَّوَابِ وَالأَنْعَامِ مُخْتَلِفٌ أَلْوَانُهُ كَذَلِكَ إِنَّمَا يَخْشَى اللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاءِ إِنَّ اللَّهَ عَزِيزٌ غَفُورٌ
"İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da böyle çeşitli renklerde olanlar vardır. Allahtan kulları içinde sadece âlimler korkar. Şüphesiz Allah güçlüdür, bağışlayıcıdır." (Fâtır, 28)
Ayetten Alınması Gereken Dersler:
İbn Abbas anlatır: Birisi Hz. Peygamber'e gelip sordu: "Acaba senin Rabbin kimseyi boyuyor mu?" Hz. Peygamber, "Evet, silinmeyecek şekilde boyar; kırmızı, sarı ve beyazla boyar" buyurdu. Böylece renkler ırklar, dillerin değişmesi Allah'ın varlığının alameti olduğu gibi, kudreti ve büyüklüğüne de delildir.
Binaenaleyh, bir Müslüman bu değişikliği zenginlik olarak görmesi lazım. Bunu araç yapıp birbirini horlamamaları gerekir. Zira devr-i saadette Ebu Zer el-Gaffari, Bilal-i Habeşi'ye "Siyah kadının oğlu" deyip, anasıyla onu horlarken Allah resulü: "Sende hâlâ cahiliyye kalıntısı var” diyerek onu azarlamıştır.
Başka bir hadiste "Irkçılık yapan bizden değildir" buyurarak, toplumu geniş düşünmeye davet etmiştir. Fakat çağdaş müstek-birler bu sünnetullaha karşı çıkıp, tek tip, tek fikir, tek renk, tek ırk olarak insanları yetiştirmek ister. Mesela müstekbir, hangi fikirden, hangi renkten, hangi ırktansa, mustazaflarında öyle olmasını ister. Onun istila ettiği yerlerde, onun fikrinden başka, onun konuştuğu dilden başka kimseye hayat hakkı tanımaz. Bunun için müstekbirler, başı örtülü bir kadın dahi görse, ne kadar ona itaatkâr da olsa, çok rahatsız olurlar. Kendi resmi dilinden başka bir dil konuşulduğunu görürse celallenip kızarlar. Kendi renginden başka insanları görünce, horlayarak küçümserler. Daimen kendi renginden, ırkından, fikrinden olmayanları