Muhammed mert

17. AYET Yahudiler İnsanların En Azgınıdırlar لَتَجِدَنَّ أَشَدَّ النَّاسِ عَدَاوَةٌ لِلَّذِينَ آمَنُوا الْيَهُودَ وَالَّذِينَ أَشْرَكُوا وَلَتَجِدَنَّ أَقْرَبَهُمْ مَّوَدَّةً لِلَّذِينَ آمَنُوا الَّذِينَ قَالُوا إِنَّا نَصَارَى ذَلِكَ بِأَنَّ مِنْهُمْ قِسِيسِينَ وَرُهْبَانَا وَأَنَّهُمْ لا يَسْتَكْبِرُونَ "Andolsun, insanlar içinde, müminlere en şiddetli düşman olarak Yahudiler ve müşrikleri bulursun. Onlardan, iman edenlere sevgi bakımından en yakın olanların da: «Hıristiyanlarız» diyenleri bulursun. Bu, onlardan (birtakım) papaz ve rahiplerin olması ve onların gerçek-te büyüklük taslamamaları nedeniyledir." (Mâide/82) Ayetten Alınması Gereken Dersler: Allah (Subhanehu ve Teala) ayette yemin ederek mü'minlerin en büyük düşmanının Yahudiler ve Müşrikler olduğunu bildiriyor. Yahudiler ehli kitap olmalarına rağmen Mü'minlere düşmanlık etmede putperestleri ve müşrikleri geçmişlerdir. Zira Allah (Subhanehu ve Tealâ) ayette Yahudileri müşriklerden önce zikretmektedir. İslâm tarihi incelendiğinde çıkan fitnelerin çoğunun temelinde Yahudilerin parmağının olduğu görülecektir. Bu kavim İslâm'ın nurunu söndürmek için nice Peygamberleri katletmiştir. İsa (a.s)'ı öldürmek için ellerinden geleni yaptılar. Onun savunduğu Tevhid akidesine karşı koyamayacaklarını an-ladıktan sonra Tarsuslu bir yahudiyi havariler arasına kattılar ve "İsa, Allah'ın oğludur", "Allah üçün üçüncüsüdür” diyerek Hristiyanlar arasında teslis inancını aşıladılar ve insanları Tevhidden uzaklaştırdılar. Daha sonra Rasûlullah (s.a.v) döneminde onu öldürmek veya İslâma olan çağrısını engellemek için her türlü kötü yola başvurdular. Farklı şekillerde İslâm ve Müslümanlar ile savaştılar. Önceleri Rasûlullah'ın Tevrat'ta vasfedilen Peygam-ber olmadığını, onun sihirbaz veya kâhin olduğunu söylediler.
Reklam
15. AYET İslâm'a Göre Dost ve Düşman يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاء بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ فَتَرَى الَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٌ يُسَارِعُونَ فِيهِمْ يَقُولُونَ نَخْشَى أَن تُصِيبَنَا دَائِرَةٌ فَعَسَى اللَّهُ أَن يَأْتِيَ بِالْفَتْحِ أَوْ أَمْرٍ مِّنْ عِندِهِ فَيُصْبِحُوا عَلَى مَا أَسَرُّوا فِي أَنْفُسِهِمْ نَادِمِينَ وَيَقُولُ الَّذِينَ آمَنُوا أَهَؤُلاء الَّذِينَ أَقْسَمُوا بِاللَّهِ جَهْدَ أَيْمَانِهِمْ إِنَّهُمْ لَمَعَكُمْ حَبِطَتْ أَعْمَالُهُمْ فَأَصْبَحُوا خَاسِرِينَ "Ey iman edenler! Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin. On-lar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o da onlardan olur. Şüphesiz Allah, zâlim kavmi doğru yola iletmez. Kalplerinde hastalık bulunanların "Bize bir felaket gelmesinden kor-kuyoruz" diyerek, onların arasına koşuştuklarını görürsün. Umulur ki Allah, bir fetih ihsan eder veya katından bir emir (iş) getirir de iç-lerinde gizlediklerine pişman olurlar. İman edenler "Sizinle beraber olduklarına dair, Allaha bütün güçleriyle yemin edenler bunlar mı?" derler. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir ve kaybedenlerden olmuşlardır" (Mâide/51-53) Kuran'da kâfirlerle ilişkileri kesmeyi ve onları dost edinme-meyi emreden birçok ayet mevcuttur. Hatta Tevhid akidesinden sonra Kur'ân'da en çok bahsi geçen konu vela ve bera akidesidir. Zira vela ve bera akidesi kalplere bütünüyle yerleşmeden kişinin kalbinde sağlam bir Tevhid inancının oluşması mümkün değildir. Bu sebepten ötürü Müslümanların vela ve bera akidesini en iyi şekilde öğrenmesi vacibdir. Lügatte velayet kelimesi yakınlık anlamındadır. Yine dostluk ve yardımlaşma anlamına da gelmektedir. Istılahta
14. AYET Allah'ın İndirdikleri ile Hükmetmeyenler إِنَّا أَنزَلْنَا التَّوْرَاةَ فِيهَا هُدًى وَنُورٌ يَحْكُمُ بِهَا النَّبِيُّونَ الَّذِينَ أَسْلَمُوا لِلَّذِينَ هَادُوا وَالرَّبَّانِيُّونَ وَالأَحْبَارُ بِمَا اسْتَحْفِظُوا مِن كِتَابِ اللَّهِ وَكَانُوا عَلَيْهِ شُهَدَاء فَلَا تَخْشَوُا النَّاسَ وَاخْشَوْنِ وَلَا تَشْتَرُوا بِآيَاتِي ثَمَنًا قَلِيلًا وَمَن لَّمْ يَحْكُم بِمَا أَنزَلَ اللَّهُ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ "Şüphesiz ki biz Tevratı indirdik. Onda hidayet ve nur vardır. İslâm olmuş peygamberler Yahudi milleti için onunla hüküm verirlerdi. Rabbaniler ve Allahın kitabından koruyabildikleri kadarıyla ki o kitabı tam korumakla yükümlüydüler Yahudi âlimleri de onunla hüküm verirlerdi. (O kitapta demiştik ki: Ey hâkimler!) Sakın insan-lardan korkmayın, yalnızca Benden korkun ve ayetlerimizi ucuz bir fiyata satmayın! (Ve bilin ki) kim Allahın hükümleriyle hüküm vermezse, işte onlar kafirlerin ta kendileridir" (Mãide, 44) /Ayetten Alınması Gereken Dersler: Asıl Tevrat, Yahudiler için nur ve hidayet kaynağıydı. İsrailoğulları, peygamberleri ve rabbanî âlimleri onunla hükmederler-di ve toplumu onunla idare ederlerdi. Hakeza, asıl İncil de hem hidayet ve nur kaynağıydı; hem de kendisinden evvel olan Tevrat'ı da tasdik edip, desteklerdi. Sonradan ikisi de hem lafzî, hem de manevi tahrife uğradılar. Hakiki bir Müslüman tâğutlardan değil, Allah'tan korkmalı-dır. Zira tâğutların en çok yaptıkları şey Allah yolunda mücadele veren çağrıcıyı öldürüp, şehid etmektir. Fakat eğer Allah kişiye kızarsa ebedi hayatını cehenneme çevirir. Kişi hem dünya, hem de ahirette hüsranı boylar. Aslen tâğutun istila ettiği diyarda yaşayan Muvahhid Müslümanlar, iki şeyin arasında kalmışlardır. Ya Allah'ın kanunlarına itaat edip, tüm beşerî sistemleri reddederler; ya da müstekbirlerin
13. AYET Bâğilerin Cezası إِنَّمَا جَزَاء الَّذِينَ يُحَارِبُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيَسْعَوْنَ فِي الْأَرْضِ فَسَادًا أَن يُقَتَّلُوا أَوْ يُصَلَّبُوا أَوْ تُقَطَّعَ أَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُم مِّنْ خِلافٍ أَوْ يُنفَوْا مِنَ الْأَرْضِ ذَلِكَ لَهُمْ خِزْيٌ فِي الدُّنْيَا وَلَهُمْ فِي الآخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٌ إِلَّا الَّذِينَ تَابُوا مِن قَبْلِ أَن تَقْدِرُوا عَلَيْهِمْ فَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ "Allaha ve Peygambere savaş açanların ve yeryüzünde kargaşa çıkaranların cezaları ya öldürülmeleri ya idam edilmeleri ya sağlı-sollu birer el ve ayaklarının kesilmesi ya da yaşadıkları yerden sürülmeleridir. Bu onların dünyadaki perişanlıklarıdır. Ahirette ise, kendilerini ağır bir azap beklemektedir. Yalnız bunların içinde tarafınızdan yakalanmadan önce tevbe edenler olursa, biliniz ki Allah affedicidir ve merhametlidir" (Maide/33-34) Ayetlerden Alınması Gereken Dersler: Yol Kesicilik toplumun emniyetini yok ettiği için Allah (Subhanehu ve Tealâ) bu suçu işleyenlere çok büyük cezalar vermek-tedir. Yol kesicilik, hırsızlıktan daha büyük bir suçtur. Aralarındaki fark; yol kesiciler insanlara silah ile saldırırlar ve mallarını göz göre göre alırlar. Hırsızlıkta ise insanların malları güç kullanmadan ve gizli bir şekilde alınır. Hırsızlığa uygulanması gereken ceza sadece elin kesilmesi iken yol kesicilere ise işledikleri fiil kadarıyla had uygulanır. Cumhur ulemaya göre yol kesme eyleminin şehir içinde veya dışında gerçekleşmesi arasında fak yoktur. Alimlerin çoğunluğuna göre yol kesicilere işlediği fiil kadarıyla ceza uygulanır. Bir kimse yolda korku salar ve mal alırsa, çaprazlama olarak el ve ayağı kesilir. Eğer mal alıp adam öldü-rürse, önce el ve ayağı kesilir, sonra ibret olması için ağaca asıla-rak üç gün bekletilir ve daha sonra öldürülür. Adam
Din İslam
12. AYET İyilik ve Takva Üzerine Yardımlaşmak يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تُحِلُّوا شَعَائِرَ اللهِ وَلَا الشَّهْرَ الْحَرَامَ وَلَا الْهَدْيَ وَلَا الْفَلَائِدَ وَلا آمِينَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ يَبْتَغُونَ فَضْلاً مِّن رَّبِّهِمْ وَرِضْوَانًا وَإِذَا حَلَلْتُمْ فَاصْطَادُوا وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَآنُ قَوْمٍ أَن صَلُّوكُمْ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ أَن تَعْتَدُوا وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبَرِّ وَالتَّقْوَى وَلا تَعَاوَنُوا عَلَى الإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ "Ey iman edenler! Allahın alametlerine, haram aya, kurbanlık hediyelere, gerdanlıklarına ve Rabblerinden lütuf ve rıza bekleyerek Kâbe'ye yönelenlere sakın saygısızlık etmeyin. Ihramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haramdan çevirdiklerinden dolayı bir topluma karşı olan kininiz, sizi saldırıya sevk etmesin. İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. Allahtan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir." (Maide/2) Ayetten Alınması Gereken Dersler: 1. Allah (Subhanehu ve Teală) ayetin hemen başında "Ey iman edenler!" buyurduktan sonra Mü'minleri Allah'ın ahkâmına, emir ve nehiylerine sımsıkı sarılmaya ve kendilerine indirilen vahiy doğrultusunda yaşam sürmeye teşvik etmektedir. 2.Ayette "Allahın alametlerine saygısızlık yapmayın " emrinden anlaşılacağı üzere İslâm'ın şiarlarına hürmet etmek gerekir. Fakat zamanımızdaki tağuti sisteler İslâm ahkâmın yönetimden uzaklaştırdıkları gibi İslâm'ın şiarlarını da günlük hayattan uzaklaştırmaya gayret etmektedirler. Buna en güzel ör nek başörtüsü yasağıdır. Asıl vahim olan ise kendilerini İslâma nispet eden bazı kişilerin, İslâm şiarlarını "Arap örf ve âdeti" diyerek terk etmesi hatta kötü görmesidir. 3. "Rabblerinden lütuf ve rıza bekleyerek Kâbeye yönelenlere