Kadının Özgürlüğü
Müslüman Doğu'da kadın nerdeyse cahiliye dönemindeki durumuna yakın derecede ihmal edilmiş bir hale dönüşmüştü. Ne öğrenim görüyor, ne kendisiyle ilgili en özel durum olan evlilikte görüşü alınıyordu. Mirasta ise ya kesinlikle ona miras verilmiyor ya da şikâyette bulunacağı bir kimse bulamayarak zorla mirası elinden alınmak suretiyle mirastaki hakkına el uzatılıyordu. Onun ilgi alanları evindeki işleri ve geleneksel olarak çocuk bakımının sınırlarını aşmıyordu. Buna ek olarak da; şeyhler, onların kerametleri, ifritler,
Onların insanlara yaptıkları ile ilgili yığınla hurafeyle birlikte "idealize edilen" kadınlara dair etraflıca bilgiler de vardı: O kadınlar ne giyiniyor, ne yiyor, kayınvalideleri ile aralarında ne olup bitiyor, kumalarıyla, kocalarıyla aralarında ne oluyor, ne bitiyor... Erkeğin yanındaki yeri, hizmetçinin konumu ile aynıydı. Onun görevi gebe kalmak, doğurmak ve çocukları yetiştirmekten ibaretti.
Bu durum doğal olarak, İslâm'ın getirdiklerine açıkça aykırı bir durumdu. Çünkü İslâm, insanlık bakımından, bir ve tek olan Allah'a ortak koşmaksızın kulluk etmek ve âhiretteki amellerin karşılıkları bakımından erkek ile kadın arasında eşitlik öngörmüştür. Bazı yükümlülüklerde ve bazı özelliklerde aralarında fark gözetmiş olmakla birlikte bu böyledir