Sana yazı anlatmamayı, sıcak geçen haziranı, serin geçen temmuzu, çiftliklerde çalışan ve bazen çiftçilerin yerini sade ce avluda ve ahırda almakla kalmayan Rus esirleri, dünyanın paramparça olduğunu, zaferin sonucunun huzur olmadığını, ölümün evlerimize bir vaftiz babası gibi rahatça girdiği ni fark eden çocukları ve anavatanın, şehitliğin, onur ve sadakatin sözcüklerden ibaret olduğunu yazmamayı öğrenmeliyim. Sana hayatımdan söz etmemeyi öğrenmeliyim. Ama zaten gitgide daha az şey anlatır oldum. Ben değil de içimdeki bir şey, senin ölmüş olduğunu çoktan kavramaya başlamıştı.
Olga