İnsanın idealleri narin bir çiçek gibidir Ahmet Efendi. Bütün hayatın anlamı da işte bu çiçeği büyütmek ve Soldurmamaktır. Bir çiçeğe hayat vermek için, tırnaklarınla, parmaklarınla donmuş toprağı kazarsın, ellerin yara olur. Tırnağın etten ayrılır. Ellerin pul pul olur kabarır, cildin kuru toprak gibi çatlar, dökülür. Acı çekersin… Neden acı çekersin? O çiçek yetişsin diye. Elin yara olur, parmakların kanar ama tohumu toprağa attın mı kalbin mutluluk ve umut dolarlar. sonra toprağa bakıp beklersin… Bir yudum suyun varsa içmez, çiçeğin yeşersin diye toprağa dökersin… Gün olur gözyaşlarınla sularsın. Topraktan bit kadar yeşil başı gördün mü çocuk gibi mutlu olursun Ahmet efendi… Çiçek büyür, al al açar… Sen çiçek açıncaya kadar çok şeylerinden vazgeçer, feda edersin… Ama bir gün bakarsın ki çiçekler açar. Sen bir çiçek açsın diye beklerken her yer çiçek olur… sonra da o pütür pütür olmuş yaralı parmaklarını, suyunun son damlasını çiçeğe feda Edip kuruttuğun dudaklarını görmeyenler, o çiçeklerin nasıl yetiştiğini bilmeyenler, sana laf ederler. Bu çiçekler nasıl büyüdü, kim ekti, kim yeşertttı, kim suladı demezler. Çiçekler kendiliğinden yaşardı zannederler. Onları yeşertenin kıymetini bilmezler. Madalyanın da kıymetini bilmezler. Bilmezler kıymetini… Ahmet Ahmet Efendi… Bilmezler…
Fırat Sunel- Salkım Söğüdün Gölgesinde