Mnyr

Mnyr
@Mnyr
Üslubun kimliğindir .
Öğretmen
Lisans
29 Ağustos
104 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
"Kimde akıl varsa, o asil insan olur;kimde bilgi varsa, o beylik bulur. Binlerce fazilet ve birçok alkışlanan işler akıl ile yapılmış olduğu için öğülmüştür. Misk ve bilgi birbirine benzer; insan bunları yanında gizli tutamaz. Bilgi insanlar için en büyük servettir. Ona, hırsız ve dolandırıcı erişemez. Akıl karanlık gecede bir meşale gibidir;bilgi seni aydınlatan bir ışıktır. İnsan akıl ile yükselir, bilgi İle büyür ;bu ikisi ile insan çok itibar görür. (Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig) Ey oğul! İlim sahipleri bereketli yağmura benzer; bilgi Çin'de de olsa ara bul.
Edebiyat
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Şu kim tok ola vü olmaya muhtâc Ne bilsün gûşede ne gam çeker ac Kendisi tok olan ve muhtaç olmayan kişi, Aç kişinin köşede çektiği gamı ne bilsin. Za’îfî
Edebiyat
GAZEL Gözlerimdir güzelim gözünü can ile seven Göze göster gözünü gözden ırağ olma iken Ağlamaktan gözüne öyle ki kan oldu benim Çıksa gözden göz ucundan ne acep göze uyan Görmek olmaz iki gözüm gibi gözünü veli Görmüşem gör seni gördükte iki gözümü ben Gözlerim gözleriken oldu gözüm gözüne duş Göz ucuyla gözetirken göz göz oldu Fiten Gözlerin itti Visalî dilini gözden ırağ Dimedim mi öze uyup gözünü gözleme sen #Visali Yukarıdaki Türkçe, 15. yüzyıl Türkçe’sidir. Şiirin sahibi Visalî, 15. yüzyıl divan şairidir. Asıl adının İsa olduğu sanılan şairin doğum ve ölüm tarihleri bilinmemektedir. Her şeyin başı dil. Dilsiz bir yere varmak, bir noktada tutunabilmek mümkün değil. Kapılandığımız rüzgâra göre anadilimizden bir başkasına yönelmek, başımıza türlü dertler açar. Bu, dün böyleydi. Daha sonraki zamanlarda da aynı şekilde olacak. Bir Nâbi’yi, bir Nedim’i bu hataları yüzünden anlayamamanın ıstırabını yaşamıyor muyuz? Bu ıstırabı çok kişi, zaman zaman duydu. Kendilerine göre çareler üretti. Onların tek derdi, Türkçe’ye olan sevgilerini bayraklaştırmaktı. Bunun sancısını çektiler, yaşadılar. Fakat aydınlarımızı aşamadılar. Başlangıçta sade bir Türkçe ile yazan divan şairlerimiz, giderek İran edebiyatının etkisinde kaldıklarından, “Osmanlıca”ya yöneldiler. Farsça’nın yanında Arapça da, “Türkçe’nin belini kırdı.”. İşte bu sıralarda Aydınlı Visalî ortaya çıktı. Divan nazım şekillerini kullanmasına rağmen, Türkçe şiirler yazdı. Halk dilindeki mecazları, deyimleri ve atasözlerini şiirine soktu. “Türkî-i Basit” denilen bir hareketi başlattı. Daha sonraları kendisini, Edirneli Nazmi, Tatavlalı Mahremî ve Nâbî gibi divan şairlerimiz izledi.
Edebiyat
"Okumadan önce eser seçmenin büyük önemi bilinmelidir. En çok kitap okuyan değil, okuduğu kitaptan görüşler çıkaran ve onu, bir tarlayı derince kazıp didik didik eden alet gibi işleyen kafanın çalışması değerlidir." Nurettin Topçu, İslam ve İnsan
1000Kitap