GAZEL
Gözlerimdir güzelim gözünü can ile seven
Göze göster gözünü gözden ırağ olma iken
Ağlamaktan gözüne öyle ki kan oldu benim
Çıksa gözden göz ucundan ne acep göze uyan
Görmek olmaz iki gözüm gibi gözünü veli
Görmüşem gör seni gördükte iki gözümü ben
Gözlerim gözleriken oldu gözüm gözüne duş
Göz ucuyla gözetirken göz göz oldu Fiten
Gözlerin itti Visalî dilini gözden ırağ
Dimedim mi öze uyup gözünü gözleme sen
#Visali
Yukarıdaki Türkçe, 15. yüzyıl Türkçe’sidir. Şiirin sahibi Visalî, 15. yüzyıl divan şairidir. Asıl adının İsa olduğu sanılan şairin doğum ve ölüm tarihleri bilinmemektedir.
Her şeyin başı dil. Dilsiz bir yere varmak, bir noktada tutunabilmek mümkün değil. Kapılandığımız rüzgâra göre anadilimizden bir başkasına yönelmek, başımıza türlü dertler açar. Bu, dün böyleydi. Daha sonraki zamanlarda da aynı şekilde olacak. Bir Nâbi’yi, bir Nedim’i bu hataları yüzünden anlayamamanın ıstırabını yaşamıyor muyuz?
Bu ıstırabı çok kişi, zaman zaman duydu. Kendilerine göre çareler üretti. Onların tek derdi, Türkçe’ye olan sevgilerini bayraklaştırmaktı. Bunun sancısını çektiler, yaşadılar. Fakat aydınlarımızı aşamadılar.
Başlangıçta sade bir Türkçe ile yazan divan şairlerimiz, giderek İran edebiyatının etkisinde kaldıklarından, “Osmanlıca”ya yöneldiler. Farsça’nın yanında Arapça da, “Türkçe’nin belini kırdı.”. İşte bu sıralarda Aydınlı Visalî ortaya çıktı. Divan nazım şekillerini kullanmasına rağmen, Türkçe şiirler yazdı. Halk dilindeki mecazları, deyimleri ve atasözlerini şiirine soktu. “Türkî-i Basit” denilen bir hareketi başlattı. Daha sonraları kendisini, Edirneli Nazmi, Tatavlalı Mahremî ve Nâbî gibi divan şairlerimiz izledi.