Hayatımızda, görünce bize dünyanın faniliğini talim edecek, konuşunca hayat gailemizi gözümüzden düşürecek, o çok önemli dertlerimizi kıymetsiz kılacak birilerine ihtiyacımız var.
O kaçan insan, biraz da bu el değmemişliğin kurduğu saate kaçar. Yavaşlığın egemenliğine. İnsan bakışının değmediği, değip anlamlandırmadığı, anlamlandırıp imar etmediği, imar edip yaralamadığı bir boşluğa. Burada zihin ve imgelem, insan eliyle yapılmamış simgelerle karşılaşacaktır. Her bir simge, o insanın ruhunun el değmemiş kuytularında kendi dengini arayıp bulacaktır.