Yaşlı kadın, gülerek, "şimdiki zamanı, bilirsiniz, yaşamakla kalırız, onu düşünmeğe vakit bulamayız hiç; durmaz, geçer gider. Ondan olacak, ya geçmişi yorumlarız bir yaşam boyu, onu anlamağa, onda bir anlam bulmağa çalışırız, ya da geçmişi de, geleceği de, aralarında sanki hiçbir ayrım yokmuş gibi, aynı hızla, aynı şevkle düşleriz, kurarız," diyor; "geçmiş üzerine konuşmak çok önemli bir işimizdir, geçmişle oynamağa kalkmak, herkesin kınadığı bir şeydir. Oysa hangi anın geçmişi, hangi başka anın geçmişine benzer içimizde? Aynı geçmiş olması beklendiği halde?..."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Herkes müzede duran bir nesne sanki; herkes bu açıkhava müzesini geziyor, kendi dışındakileri görüyor. Sen yokmuşsun, ben sıkılmışım; öylesine sıkılmışım ki denizi tutuşturmağa kalkıyorum. Tutuşsa herkes korkup dağılacak. Ben de 'oh!' diyerek çıkıp gideceğim.
"En büyük beceriksizliğimiz," diyor Frau von Schimmhoff, "bir başkasının da kendini tıpkı bizim gibi dünyanın orta yeri olarak gördüğünü, yaşayamamamız, içten anlayamamamız..."
Yani beklentilerimizin, durmadan, başkalarının beklentileriyle sınırlanacağını anlayamamamız...