Çünkü iddia ettiklerine göre o (yani Aristoteles), onların ilimlerini düzenleyip rafine etmiş (düzeltmiş), görüşlerindeki fazlalıkları çıkarmış ve kaprisli (hevâya dayalı) inançlarının ilkelerine en yakın olanı seçmiştir.
bu iki [inancı], çarpık görüşlere sahip olan, spekülatif düşünürlerin (nazar ehli kelamcıların) müzakerelerinde ne fark edilen ne de hesaba katılan, [bunun yerine] yalnızca kötü şeytanların güruhundan ve kıt akıllıların ile tecrübesizlerin kalabalığından sayılan bir avuç sapkın zihin (kalıntı) dışında hiç kimsenin inkâr etmediğini (açıkça ortaya koyacağım).
Bu ahmaklık damarının bu kıt akıllıların içinde attığını (çarptığını) fark ettiğimde; inançlarının tutarsızlığını (tehâfütünü) ve metafizik (ilahiyat) ile ilgili konulardaki sözlerinin çelişkisini göstermek için, eski (kadim) filozofları reddeden (çürüten) bu kitabı yazmayı kendime vazife edindim;
[Filozofların] inançlarına dair aktarılan bu şeyler kulaklarına çalındığında ve kendi tabiatlarıyla (mizaçlarıyla) uyum bulduğunda; kendi iddialarına göre "erdemliler" (faziletliler) güruhundan yana saf tutarak, onlarla bağ kurarak, kendilerini halk yığınlarına (avama) ve sıradan insanlara arka çıkmaktan üstün görerek ve atalarının dini inançlarıyla yetinmeyi küçümseyerek kendilerini küfrü (inkârı) benimsemekle süslediler.