“Tam tersine, bana öyle geldi ki sanki gülüyordu.” Bunun üzerine ikisi de onu kapıya dayandığı yerde, birbiri ardına kolaylıkla indirdikleri darbelerle, bıçaklamayı sürdürmüşlerdi, korkuyuda aşıp öte yanda buldukları göz kamaştırıcı bir su birikintisinin üzerinde yüzüyorlardı sanki. Kendi işlediği cinayetin dehşeti içinde çığlık çığlığa bağrışan halkın sesini de duymuyorlardı. “Sanki dörtnala giden bir atın sırtındaymışım gibi hissediyorum kendimi,” diye ifade vermişti Pablo Vicario.
Tam tersine, sonunda ölümün ağırlığını üstümden kaldırmışlar gibi hissediyordum; tek istediğim şey, yatıp uyumak için her şeyin bir an önce bitmesiydi.
“Bizlerden daha sağlıklıydı; ama insan onun göğsünü dinleyince yüreğinin içinde fokurdayan gözyaşlarını duyabiliyordu.” Çünkü yalnızca evi içindeki her şeyiyle birlikte Bayardo San Roman’a satmakla kalmamış, aynı zamanda parayı azar azar ödemesini de ondan rica etmişti, çünkü onca parayı koymak için ilaç olsun diye elinde tek bir valizi bile kalmamıştı.