Başım köpük köpük bulut,içim dışım deniz,
ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda,
budak budak,şerham şerham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın,ne polis farkında.
Sevdiğin birini yitirince bir yanın onunla beraber kaybolur.
Terk edilmiş hayaletli bir ev gibi buruk bir yalnızlığa esir olur,
eksik kalırsın. İçinde bir sır gibi, giden sevgilinin yokluğunu
taşırsın. Öyle bir yara ki üzerinden ne kadar zaman geçerse
geçsin gene de canını yakar. Öyle bir yara ki iyileştiğinde bile
kanar. Bir daha gülemeyeceğini, asla hafifleyemeyeceğini sanırsın. Karanlıkta el yordamıyla ilerler gibi akar hayat. Önünü göremeden, yönünü bilemeden, sadece şu anı kurtararak...
Gönlünün kandili sönmüş, zifiri gecede kalmışsındır. Ama işte ancak böyle durumlarda, yani iki göz birden karanlıkta kalınca, bir üçüncü göz açılır insanda. Kapanmayan bir göz... Ve ancak o zaman anlarsın ki bu elem sonsuza dek sürmeyecek. Hazandan sonra başka mevsimler, bu çölden geçince nice vadiler
gelecek; bu ayrılığın ardından da ebedi bir vuslat.
"Yaşadığım hayatı değiştirmeye,kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?" diye sormak için hiçbir zaman geç değil.Kaç yaşında olursak olalım,başımızdan ne geçmiş olursa olsun,tamamen yenilenmek mümkün.
Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa,yazık.Her an her nefeste yenilenmeli.Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.