Kent Haruf, son romanını ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrendikten sonra 45 günde yazmış ve kitabının yayınlanmasını göremeden hayatını kaybetmiş fakat geriye umut dolu bir hikaye bırakmıştır.
Uzun zamandır içime bu kadar işleyen bir kitap okumamıştım. Addie ve Louis karşımda ve onlarla konuşuyormuşum gibi hissettim. Yalnızlıklarını, düşüncelerini yaşadım. Bitirirken içim buruk, gözlerim nemli ve şu ölümlü dünyada umut, sevgi ve cesaretin her şeyi yeniden yeşertebileceğine inandım...
" Sen ölümden korkmaz mısın?"
"Eskisi gibi değil. Ölümden sonra bir hayat olduğuna inanmaya başladım. Ölümün kendi benliğimize, manevi benliğimize bir dönüş olduğunu düşünüyorum. Manevi benliğimize dönene dek maddi bedenimiz içinde yaşıyoruz."
" Buna inanabilir miyim, bilmiyorum," dedi.
"Ben bu maddi hayatı seninle birlikte yaşamayı seviyorum. Havayı, kırları... Arka bahçemi, arka sokaktaki çakılları, çimeni, serin akşamları... Karanlıkta seninle birlikte uzanıp sohbet etmeyi... "
Umarım herkes ruhunun sonbaharında Addie ve Louis gibi bir yol arkadaşı bulur....
"Peki, sen haber olmak ister misin"?
" Hayır. Benim istediğim tek şey basit bir hayat sürmek ve dikkatimi her gün olan biten neyse ona vermek. Ve akşamları gelip seninle uyumak..."
"Evet, izledim. Ama iki yaşlı çiftin hamile bir genç kızı dolandırabileceğini hayal bile edemiyorum."
"Olabilir." dedi Addie. " İnsanlar hiç beklenmedik şeyler yapabiliyor."