Kitap uzun uzun yazılmış bir önsözle başlıyor doğrusu bu tür bir konuda o dönem itibariyle işlenen konu açısından olması gereken buydu önsözü okurken bile büyülendiğimi söylemem gerekir. Victor Hugo aydın olmanın ne demek olduğunu çağın çok ilerisinde olan görüşleriyle açık bir şekilde ortaya koymuş.
Gelelim kitaba: 77 sayfadan oluşuyor ama yoğun olduğunu söylemek gerekiyor. Üslup yalın ve anlaşılması kolay zorlanarak okuyabileceğiniz bir kitap değil. O açıdan okurken zorlanmadım diyebilirim.
Konusu adından da anlaşılabileceği gibi bir idam mahkumunun son günü, idamın insan psikolojisi üzerindeki etkisi ve giyotinin dönemin Fransa’sında insanlık dışı bir yöntem olması sebebiyle kaldırılmasına dair.
Konu güncel tartışmaların yapılması açısından önemli özellikle toplumsal olarak yoğun rahatsızlık hissedilen suçlar ve şüpheliler yönünden idamın geri gelmesiyle ilgili tartışmalar dönemsel olarak gündeme geliyor. Haliyle bu konuda da bir söz kurmak gerekecek. Suçların cezalarının ağır olması caydırıcılık özelliği taşımıyor ne yazık ki. Öyle olsaydı cinayet, cinsel istismar cinsel saldırı suçlarının cezalarının ağır olması sebebiyle bu suçların işlenmesinin azalması gerekirdi. Ancak ters orantılı olarak arttığı herkesin kabulünde olan bir durum. İdam tartışmaları tam da toplumda infiale yol açan bu suçlar yönünden tartışılıyor. Her ne kadar bu suçlar yönünden tartışılsa da geriye alınması imkansız olan bir uygulama olduğu için insani bir cezalandırma yöntemi değil. Geçmiş pratiklere bakıldığı zaman idam cezalarının ülkemizde daha çok siyasi saikle uygulandığı hepimizin malumu. Her şeyin ötesinde yaşamın biricikliği karşısında ölümün soğukluğu ne yaparsa yapsın bir insanın hak etmediği bir sondur. (Ecel dışında kalan ölümleri kastediyorum.) Bu sebeple idam cezasının