Ne yazık! Ölüm ruhumuzu ne hale getirecek? Onu nasıl şekillendirecek? Ondan ne alıp ne verecek? Onu nereye yerleştirecek? Bazen dünyaya bakıp ağlaması için etten gözler bahşedecek mi?
Merhamet! Merhamet! Belki de beni affedecekler. Kral bana kızgın değil. Gidip avukatımı bulsunlar! Çabuk avukatımı çağırın! Kürek mahkûmu olmak istiyorum. Beş ya da yirmi yıl, yahut omzumu kızgın demirle dağlayıp ömür boyu küreğe mahkûm etsinler. Ama hayatımı bağışlasınlar!
Bir kürek mahkûmu yürür, gider gelir, güneşi görmeye devam eder.