Şarkı söylemiyorsunuz artık, sesiniz titremiyor. Sevmenin ne hayali ne hatırası kaldı. Dünyayı bir cezaya çevirdiniz. Ne serçeler uyandırıyor sizi, ne puhu kuşları örtüyor üstünüzu.Aciyi anlamak ofkelendiriyor, Keder nereden bulacak sizi! Kendinizden bir yüce kaledesiniz. Siz yalnizliginizi da kalabaliginizi da yitirdiniz, hüzün ne ki... Birisinin gözlerinin içi ne azıcık bakacak bir masalıniz olsa, belki kanatlı bir kederle tanrıya ulaşacaksınız. Arada bir gökyüzüne dokunsanız, toprağı sevseniz, yıldızları yatağınıza doldursaniz, çocuklarla konuşsanız, geceyi dinleseniz... Ama siz hüznü sevmiyordunuz değil mi? Nasıl yapacaksınız bunları...
İncinme değil bu, insana olan inancını yitirme. Yaranı evde bırakıp çıkıyorsun sokağa. Öyle bir uzaklık ki, şikayetin sularını çoktan geçtin. Hiçbir şeye öfke duymuyorsun. İnsan boylu boyunca bir hastalık. İnsan korku. İnsan yıkım. İhtiraslarının külü insan. İnanmıyorsun artık. Anlamamak değil, inanmıyorsun! Can sıkıntısı değil, inanmıyorsun! Yaşamak korkusu değil, inanmıyorsun!