○Ən böyük xəyalı yazar olmaq olan biri..
●Whattpad da yazar..
○Kitablarım: "Kor" / "Mən O Deyiləm"
*...amma qəlb və səvab kitabı boş olduqdan sonra cibin dolu olmağı kimin nəyinə lazımdır PELVA?
Doya doya ağladığım ve doya doya güldüğüm bir kitap oldu benim için Şeker Portakalı. O kadar hüzünlü bur hikayeydi ki bu bence okuyupta ağlamayan birkimse olmaz diye düşünüyorum.
Zezé küçücük bir bedeni olsa bile büyüük bir kalbe sahip olan bir çocuk aslında. Büyük insanların bile dayanamayacağı acılara göğüs geren bir kahramandır o.
Ailesi tarafından sadece şiddet görmüş ama yine de ailesine baş kaldırmayan ve onları seven bu küçük kahraman her kese aslında sabırlı olmanın ne demek olduğunu gösterdi. Sadece sevilmek ve birileri tarafından değer görülmek istiyor ama ailesi tarafından fazla bunları göremiyor ve şeker portakalı ağacı onun en iyi arkadaşı oluyor. Sevmek ne demek bilmeyen bu çocuk o ağaca bağlanarak sevginin ne olduğunu öğrenmeye başlıyor. Ve sonralar bir başka arkadaşla tanışıyor ki zamanla onlar arkadaş değil baba oğul gibi oluyorlar. Ama Zezé'nin hayatı o kadar kurnaz ki, o daha sevmeyi yeni öğrenmişken sevdiği adamı alıyor ondan.
O kadar zeki ve o kadar akıllı bir çocuktu ki o bunu hatırına bile insan onun küçük şeytanlıklarını gözardı ede bilirdi. Okula gitmeden yazıp okumayı bilen ve bir şeyler öğrenme, keşfetme aşkından asla vazgeçmeyen bir küçük dahidir o.
Zezé benim kalbimdeki küçük çocuk olu verdi bir anda. 5 yaşında bir çocuğun annesi olabilecek yaşta değilim belki ama Zezé sanki benim oğlum oldu. Zezé benim iç sesim oldu.. O benim hayatımın bir parçası oldu artık. Kitabı bitirdim, belki artık bitti bu kitap benim için. Ama Zezé bitmedi. Onun benim içimdeki hikayesi daha yeni başlıyor. Daha yeni onu hayata döndereceğim. Ve içimdeki Zezé bu kahramanımız gibi acılar çekmeyecek.
Belkide fazla renkli olmyan dünyama renk katmak için geldin Zezé. Seni okurken bazı yerlerinde karanlığa hapis oldum sanki ama sen gülünce tekrar aydınlık bir dünya
Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.
“Evet, yapacağım bunu. Başladım bile. Öldürmek, Buck Jones’un tabancasını alıp güm diye patlatmak değil! Hayır. Onu yüreğimde öldüreceğim, artık sevmeyerek… Ve bir gün büsbütün ölecek.”