Çünkü toplum, sınıfın içini şekillendirir. Toplumu sınıftan ayıramazsınız. Her gün sınıfın kapısından içeri toplumun fertleri girer. Toplum nasılsa sınıf onun yansımasıdır.
Gençlerden dünya standartlarında liyakat ve donanım bekleyen, onları hipodromda koşan yarış atlarına çeviren bu sistem; 1970'li yıllarda, öğretmen açığını kapatmak için kırk gün gibi kısa bir sürede mektupla öğretmen atadı.
Zamanında öğretmenini kırk günde yetiştiren sistem, akademik eğitimini başarıyla tamamlamış öğretmeninden kırk yıl-da edinilecek donanımı getirdiği sınav ve mülakat sistemiyle istiyor. Öğretmenin atamasını yapmayınca da "Çalış, sıralamaya gir!" diyor. Çalışmayan gençler değil, sistemin ta kendisidir.
"NEDEN DİĞERLERİ GİBİ EDEPLİ OLMUYORSUN? SOKAKLARDA sürtüyorsun. İnsan ol! Sözümü dinle! Ben senin için çalışıp didiniyorum, sen ise gününü gün ediyorsun! Şimdiki gençlik nereye gidiyor?"
Bir babanın oğluna serzenişini okudunuz. Bu sözler size uzak olmayabilir ama sözün söylendiği tarih epey bir önce... Bu sözler tam dört bin yıl önce bir Sümer tabletine kazındı. Ya biz hâlâ Sümerliler dönemindeyiz ya da Sümerlilerden günümüze hiçbir şey değişmedi.