Üç yıl içinde işgalin karanlık günleri bitmişti. İkinci yılda asrın zaferi (Sakarya) tamamlanmıştı. Üçüncü yılda Kurtuluş Savaşı Mudanya'da zaferle sona erdi ve saltanat lağvedildi. Türkiye tarihi yine hızlı bir tempoyla kendi çizdiği kader doğrultusunda ilerledi (faber est suae quisque fortunae/herkes kendi kaderinin mimarıdır).
"Aslında hiçbir zaman tenha olmamıştır hastanemiz. Ama son beş yıldır inanılmaz bir artış var. İnsanlar çok mutsuz Nevzat Bey." Bana çevirdi bakışlarını. "Ülkeyi hiç bu kadar mutsuz görmemiştim. Mutsuz ve gergin. Kibrit çaksanız alev alacak gibi herkes. Hayat şartları çok ağırlaştı. Yoksulluk çok arttı. Zenginler daha da zenginleşti ve sayıları azaldı; fakirler daha da fakirleşti ve sayıları hiç olmadığı kadar arttı. Bir atasözümüz var, elle gelen düğün bayram diye. Ama küçük bir azınlık lüks içinde yaşarken, büyük çoğunluğun yokluk çekmesi toplumsal psikolojiyi bozuyor. İntiharlar bunun için arttı, uyuşturucu kullanımı had safhaya ulaştı.İnsanlar çaresiz, insanlar perişan, insanlar umutsuz...