Muzafer Sherifin asıl adı Muzaffer Şerifti. Türkiye'de
doğdu, büyüdü, okudu, Amerika Birleşik Devletleri'nde doktora yaptı. Çok başarılıydı; ancak adı 'solcu'ya çıkmıştı.
Öğrenciler sürekli protesto ettiler, saygısızlık ettiler, merdivenlerde ceketinin cebine yazılar koydular. Cebe yazı koyma olayı sanırım hiçbir kaynakta yok; bu eylemi gençliğinde yapmış bir hocamızdan dinlemiştim. Söz konusu bu hocamız, o yıllarda, kendi ifadesiyle ilerici-devrimciydi. Dr. Muzaffer Şerifle sadece öğrenciler uğraşmadılar, yönetim de uğraştı. Somut bir suçu yoktu; ancak görüşlerinden ötürü hapse atıldı. Rivayete göre Amerika büyükelçisi Şerifi Amerika'ya götürmek istedi. (Adeta/sanki, "Size yaramıyorsa, bize verin," dedi.) Dr. Şerifin değerli bir biliminsanı olduğu biliniyordu. Şerif, hapishaneden çıktı; evine uğrayıp eşyalarını almak istemedi, üzerindeki kıyafetle yola koyuldu. Muzaffer Şerif küstü, küskündü, tabiyetini değiştirdi, adını değiştirip Muzafer Sherif yaptı. Amerika' da çok önemli çalışmalar gerçekleştirdi, dünyanın önde gelen birkaç sosyal psikoloğundan birisi oldu. Hayatı boyunca Türkiye'ye gelmedi, kendisiyle görüşmek isteyen pek çok Türk'ün görüşme
isteğini reddetti, inanılmaz kırgındı. Sherif Egeliydi. Rivayete göre yaşlandığında odaya girip kapıyı içerden kilitler, içki içip ağlayarak Ege Türküleri söylermiş. Kendisini saygıyla anıyoruz.