Yıllar önce, beni çok etkileyen bir makale okumuştum.
Bir adam şiddetli diş ağrısıyla dişçiye gider.
Diş doktoru, ağrının altında bir enfeksiyon olduğunu söyler.
Hastaya iki ilaç yazar: Biri ağrı kesici, diğeri enfeksiyonu tedavi edecek antibiyotik.
Ancak adam her ikisini birden karşılayacak maddi güce sahip değildir.
Ve çoğumuz gibi, ağrı kesiciyi tercih eder.
Ağrısını başarılı bir şekilde uyuşturur.
Ama kısa sürede enfeksiyon yayılır ve beynine ulaşır.
Adam hayatını kaybeder.
Başta basit ve tedavi edilebilir bir enfeksiyon, onu öldürür.
Nasıl mı oldu?
Ve neden?
Dişindeki ağrı aslında onu korumak için oradaydı.
İçinde ters giden bir şeyin alarmıydı ve acilen tedavi edilmesi gerektiğini söylüyordu.
Acının amacı, içerideki problemi fark ettirip onu kökten çözmesini sağlamaktı.
Ama adam, sadece ağrıyı geçirmeyi seçti; kaynağını değil.
Sonuç olarak bu seçim onu öldürdü.
İşte çoğumuzun duygusal acılarla yaptığı tam da budur.
Kaynağa inmeyiz.
Sadece uyuşturmaya çalışırız.
Tıpkı o adam gibi, aslında problemimiz acı değil, onun altında yatan enfeksiyondur.
Acı sadece belirtidir.
Ama biz yanlış problemi tedavi ederiz.