Amerikan TanrılarıNeil Gaiman

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.417
Gösterim
Adı:
Amerikan Tanrıları
Baskı tarihi:
Kasım 2015
Sayfa sayısı:
720
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053755005
Kitabın türü:
Orijinal adı:
American Gods
Çeviri:
Niran Elçi
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
AMERİKAN TANRILARI GERİ DÖNDÜ!

Yayımlandığı anda çoksatan listelerine giren, Hugo, Nebula, Locus, Bram Stoker ve SFX gibi ödülleri kazanarak zoru başaran Amerikan Tanrıları, bu kez yazarın tercih ettiği metinle karşınızda.

Kitabın onuncu yılı için hazırlanan bu özel çalışma, sadece yeni önsöz ve sonsözlerle değil, metne yapılan eklemelerle de genişletildi ve Neil Gaiman’ın hayal gücünü gözler önüne seren bu başyapıtın benzersiz bir edisyonu ortaya çıktı.

Gölge son üç yılını hapishanede geçirmiştir ve tahliyesine iki gün kala karısının ölüm haberini alır. Cenazeye katılmak için uçağa biner. Yanına en masum tanımla “esrarengiz” denilebilecek Bay Çarşamba oturur. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

“Artık Gölge on yaş daha yaşlı. Amerika da öyle. Ve Tanrı­lar beklemede.”
Sanırım bazı kitaplarımı okumadan, okuma sıramda beklerken daha çok seviyorum.

Okuduğum romanların içinde ve yazarların içinde en büyük hayal kırıklığı benim için Neil Gaiman ve kitap olarak da Amerikan Tanrıları’dır. Amerikan Tanrıları için geçtiğimiz ocak ayına kadar sadece bir tek bu siteden bir arkadaşın Youtube kanalında olumsuz yorum almış ama buna rağmen kitaptan olan beklentimi hiçbir şekilde azaltmamış yine de bu orijinal konuya, bu çok fanının olduğu kitaba gelen bu övgülerin ve verilen bu ödüllerin boş yere olmayacağını düşünmüştüm. Ama gelin görün ki bana göre bu kitap haksız bir üne kavuşmuş bir eser. Kitapta kesinlikle bir şeyler eksik, bir şekilde kitabın içine girilemiyor, okur ile kitap arasında istenilen bağ kurulamıyor. Sadece ve sadece konusu çok güzel ama konu da bir, olmadı iki cümle ile rahatlıkla açıklanabilecek bir konu. Gaiman bana göre yutamayacağı lokmayı ısırıp çiğnemeye çalışmış, çiğnemiş çiğnemiş ama yutmayı da başaramamış.

Kitap çok hızlı ve ilgi çekici bir şekilde başlıyor ve dediğim gibi de konu son derece orijinal ve farklı olmasından ötürü her şey çok iyi gidiyordu. Bu güzel giriş bölümünden sonra bana göre Gaiman kurguyu örüp işleme konusunda yetersiz kalmış. Önsözde yazıldığı gibi kitap aslında kırpılmış ama keşke ortalama 300 sayfa daha kırpılsaymış diye düşünüyorum. Çok fazla gereksiz, olmasa da olur tarzında bölümler mevcut. Tamamen kitap ile alakasız gündelik olaylara fazlası ile yer verilmesi kitabın okunabilirliğini iyice etkiliyor. Öyle bir hal alıyor ki artık okuyorum ama neyi okuyorum durumuna gelmiştim. Kitabı çok fazla sevmeye uğraştım ama artık sevecek hiçbir unsur bulamıyor aksine sayfalar zoraki de olsa çevrildikse kitaptan daha çok soğumaya başladım. Bu kitabı okuyanlar sanırım ikiye ayrılıyor: sevenler ve nefret edenler. Sevenler de bana göre ikiye ayrılabilir: gerçek manada sevenler ve sevmeyip popülerliğe ayak uydurmak için sevmiş gibi görünenler. Birçok forum sitesinde kitabı çok sevenlerin olduğu kadar işi abartıp “kutsal kitap” diyenler de var ve bir o kadar da benimle aynı görüşe sahip olup, kitabın kopuk olduğunu belirtip sadece konunun güzel olduğunu savunanlar, tamamen hayal kırıklığı olduğunu belirtenler de var.

Kitap hep kendini fantastik kategorisinde gösteriyor. Evet fazlası ile içinde fantastik öğeler var ama maalesef benim beğendiğim tarzdaki epik fantezi türüne girmiyor; yani bir Yüzüklerin Efendisi, Buz ve Ateşin Şarkısı, Gedik Savaşları ya da Zaman Çarkı tarzı değil kesinlikle hatta fantastik kitaplar genelde olay kitabı olurlarken sanırım Amerikan Tanrıları biraz durum kitabı oluyor. Bu şekilde de olunca ve gerçek manada fantastik olarak beklenti içine girilince kitabı okumak daha da zor oluyor.

Kitap içinde belli bir sayfadan sonra okuduğumuz karakterlerin aslında farklı farklı mitolojilere göre tanrı olduğunu ben şahsen kitabı okurken hiç anlayamadım. Dediğim gibi kitabı okurken oluşan o kopukluk sayesinde okuduklarımı değil tanrı, normal bir karakter hatta gereksiz bir karakter gibi okudum.

Okuduğum kitaplar içinde ilk bu kitabı okurken farklı bir şey yaptım daha doğrusu yapmak zorunda kaldım. Kitabı okurken 2 kere yarım bırakmayı düşünmüş ama pek katılanı kalmadıysa da düzenlediğimiz bir etkinlik olduğu için tahmini 5 – 10 dakika sonra tekrardan okumaya karar verdim ve en sonunda da 3. Kez kitabı tamamen yarım bıraktım. Kitabı yarım bırakmamdaki en büyük etkenlerden biri de kesinlikle çeviri. Herkes Zaman Çarkı serisinden dolayı Niran Elçi çevilerini beğenir ama ben şahsen Niran Elçi çevirisi görünce korkuyorum. Yaptığı çevirilerde, kurduğu cümlelerde sanki çevriyi yaptıktan sonra kelimelerin yerini değiştirip cümleleri daha bir alengirli yapmaya çalışıyor gibi bir hava sezinliyorum. Kendini yavaş okutan, anlamak için daha fazla düşünme ihtiyacı hissettiğim cümleler ile dolu geliyor bana Elçi’nin çevirileri. Sayın Elçi bana göre bol betimlemeli olan Zaman Çarkı’nı bile okuması zor bir seri yapmıştır. Okuduğum bir başka habere göre de “The Malazan Book Of The Fallen” çevirisini de Niran Elçi yapacakmış. Umarım yapmaz, umarım yalan haberdir. Bu efsane seride Niran Elçi adını görmek istemiyorum. Her neyse çeviriye rağmen kitabı elimde süründürerek okurken kitabı en sonunda yarım bıraktım ve 2 gün sonra da İnkılap Kitabevi’nden çıkan baskısını birçok fantastik ve bilim kurgu kitaplarının çevirmenliğini yapan Ferhan ERTÜRK çevirisi ile kaldığım yerden okumaya karar verdim ve başladım. Bu kötü kitabı en azından Elçi çevirisine göre daha güzel çeviri ile bu şekilde bitirebildim. Kesinlikle Ferhan Ertürk çevirisi Niran Elçi çevirisine göre daha güzel, daha kolay ve okuması daha da keyifli. Yazar tarafından kısaltılmış olan bu versiyonu, bu çeviri ile okusam kitabı yine beğenmez ama yarım bırakma ihtiyacı hisseder miydim bilmiyorum. İki farklı çeviriden sizlere de örnek vermem gerekirse şu şekilde iki tane kısa paragraf paylaşabilirim.


-- İthaki Yayınları Niran Elçi Çevirisi, bölüm 17, sayfa 558: --
“Amerika Birleşik Devletleri’nin güneydoğusundaki en önemli yer, Georgia, Tennessee ve daha yukarıdaki Kentucky’nin her yerinde, yüzlerce eski ahır çatısında tanıtılmaktadır. Sürücü ormandan geçen dolambaçlı yolda çürümeye yüz tutmuş kırmızı bir ahıra denk gelir ve çatışına boyayla şu sözlerin yazıldığını görür.

KAYA ŞEHRİ’Nİ GÖRÜN DÜNYANIN SEKİNCİ HARİKASI”



-- İnkılap Kitabevi Ferhan Ertürk Çevirisi, bölüm 17, sayfa 452 --
"Güney-Doğu Birleşik Devletleri’nin en önemli yerinin reklamı Georgia, Tenessee ve Kentucky’ye kadar yüzlerce eskimiş ahır çatısında yapılır. Bir şoför, bir ormanın içindeki kıvrılarak ilerleyen yolda çürüyen, kırmızı bir ahırdan geçecek ve çatısında
KAYA ŞEHRİ’Nİ GÖRÜN DÜNYANIN SEKİNCİ HARİKASI
yazısını ve …”

Bir başka örnek vermem gerekirse:

-- İthaki Yayınları Niran Elçi çevirisi, bölüm 17, sayfa 559: --
“Çünkü Lookout Dağı’nı kim kontrol ediyorsa, toprakları da o kontrol ederdi: efsane böyle diyordu. Orası, ne de olsa, kutsal bir yerdi hem de yüksekti. İç Savaş sırasında, Eyaletler Arası Savaş’ta, orada bir çatışma yaşanmıştı.”


-- İnkılap Kitabevi Ferhan Ertürk çevirisi, bölüm 17, sayfa 454 --
“Lookout Dağı’nı kim kontrol altında tutarsa ülkeyi de kontrolü altında tuttu; efsane böyleydi. Her şeyden önce burası kutsal bir mevkii ve yüksek bir yerdi. İç Savaş’ta, Eyaletler Arası Savaş’ta burada bir çarpışma oldu:”

Sizler ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama bana göre kesinlikle Ferhan Ertürk çevirisi daha sade, daha güzel ve okunması da haliyle daha kolay. Gaiman’ın bu kötü yazım tarzı bu kötü çeviri ile birleşince 10 üstünden 5 puanı hak eden bir kitap oldu bana göre. 5 puanı neden kırdığımı da açıklamam gerekirse: bir kitabı beğendiğim kitaplara eklemiyorsam o kitap zaten 10 puanlık değil 9 puanlık bir kitaptır. Bir kitabın içine girmekte zorlandıysam 1 puan daha kırılır ve 8 puan olur. Kitap kendi içinde kopuk bir şekilde ilerliyorsa ve tam manası ile bölüm aralarında bağlantıda bana göre sorun oluyorsa 1 puan daha kırılır ve 7 puana düşer. Kitap bu sebeplerden ötürü elimde sürünüyorsa ve başka kitapları okumama engel olacak şekilde elimde süre geçirdiyse 1 puan daha kırılır ve 6 puan olur. Bu kitabın çevirisi de kötü ise 1 puan daha kırılır ve 10 üstünden 5 puan almayı hak eder; ama bu kadar olumsuz yönlerini yazdığım bir kitabı ben de şahsen sevmediğim için 1 puan da ben ekstradan kırarım ve 10 üstünden 4 puan almayı sonuna hak eder.

Sanırım Neil Gaiman kitaplarını artık içinde adımı ve soyadımı yazmadığı sürece okumayı düşünmüyorum.
Ne desem bilemedim... "Sevmedim" desem, konunun özgünlüğüne, Neil Gaiman'ın yaptığı araştırmalara, kattığı farklı yorumlara haksızlık etmiş, "Sevdim" desem, kurgunun eksikliğini karakterlerin yetersizliğini yok saymış olurum...
Öncelikle kitabın konusunu çok sevdiğimi belirtmem gerek. Eski Mısır, İskandinav Tanrıları ve mitleri, aralarındaki bağlantılar ve tanrıların kişilikleri iyi araştırılmış ve kitaba aktarılmış. Bu eski tanrıların yavaşça unutulması ile modern dünyanın yeni tanrıları sayılan medya, internet, para gibi kavramların güç kazanması ve iki grup arasındaki çekişme üzerine kurulu bir hikaye var. Yeni tanrılardan bahsederken kapitalizm vurgusu ve eski tanrıların muhafazakar yaklaşımlarını, korkularını çok beğendim. Öte yandan kitabın sonundaki ek kısımlarında, Neil Gaiman'la yapılan bir söyleşiden de kitaba dair ilginç bir durum öğrendim. Kitapta bazı el çabuklukları ve hileler anlatılıyor. Özellikle Çarşamba’nın para kazanmak için bir benzin istasyonunda satıcıyı kafa karışıklığı ile kandırması sahnesi çok muğlaktı. Bunun kullanılmasından korktuğu için özellikle muğlak yazdığını anlatıyor. Nitekim “nasılsa kimse yapmaz” diye ATM’den para çalma sahnesini detaylarıyla anlattığını, ancak kitap yayınlandıktan birkaç ay sonra bu metodla soygun yapıldığını öğrendiğini belirtiyor. Bir okuyucusunun bir kitap sitesinde bu kitabı “her şeyden öte, kolay yoldan zengin olma kitabı” diye tasvir etmiş olması oldukça enteresan.
Bunlara rağmen kitapta içime sinmeyen çok yer vardı. Dediğim gibi kurgu çok güzel ancak kurguyu hikayeleştirme kısmı olmamış. Karakterler çok silik. Mitolojik göndermeler var ama daha o karakterlerin hangi tanrı olduğu bile aslında okurken çok net anlaşılmıyor. Beklenen bir savaş var ve savaşa kadar hikaye ilerlemiyor. Gündelik yemek sohbetleri şamata gırgır, amaçsız ilerliyor. Konuyla ilgisiz, karakterler hakkında fikir vermeyen ve bence gereksiz çok fazla kısım var. Bu da okuyucuyu hikayeden kopartıyor ve hikayeye dahil olmasını engelliyor.
Sanki Neil Gaiman’ın aklına “eski ve yeni tanrıların savaşı” üzerine kitap yazmak fikri gelmiş, kitabın sonuna savaşı koymayı düşünmüş, ilk kısımda tanışma buluşma olur demiş… Arasını da hiç düşünmeden kurgulamadan spontane bir şekilde yazmış gibi hissettim.
Ne yalan söyleyeyim, Stephen King’in Mahşer ve O kitaplarında, birbirinden alakasız onlarca karakteri o kadar başarılı bir şekilde kurguladığını ve bağladığını düşündükçe, bu konuyu Neil Gaiman yerine Stephen King yazsaydı, bu büyük tanrıları nasıl anlatırdı diye merak etmeden yapamıyorum.
Kitabın kurgusu biraz zorlayıcıydı. Konu itibari ile ağır bir kitap olsa da ustaca kurgulandığını düşünüyorum. Uzun ve yavaş ilerleyen bir hikaye ve bu durum beklediğimden daha uzun zamanda kitabı bitirmeme neden oldu. Üzerinde düşündüren bir kitap Amerikan Tanrıları. Boş bir zamanda ayrıntıları kaçırmadan, dikkatli bir şekilde okunması gerektiğini düşünüyorum. Bu kitap için Fantastik türünde bir kitap demek doğru olur. Ancak böyle söyleyince aksiyon dolu bir hikaye beklenebilir. Böyle bir beklentiniz varsa okumanızı önermiyorum. İlerleyen sayfalarda aksiyonun doruk noktasına çıkacağı beklentisiyle okursanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Çok heyecanlı ilerlemese de ince ince işlenmiş bir hikaye ve yazarın başyapıtı sayılmasının nedeni de bu sanırım.

Birde çok fazla karakterin olması takip ederken daha fazla zorlanmanıza neden oluyor. Yazarın karakterleri çok iyi betimlediğini düşünüyorum. Hatta karakterleri daha ayrıntılı tanımak isterdim. Bazı bölümleri çıkartıp karakterlerin üzerine daha fazla gidebilirdi. Zaafları, hayalleri, korkuları, farklı bakış açıları olan bu karakterlerin hiç biri birbirine benzemiyor. Sırf bu nedenle yazarın hayal gücüne hayran kaldım sanırım. Her birinin kendine özgü özellikleri var ve kitaba iyi bir şekilde yansıtılıyor.
https://kitapgunesim.blogspot.com.tr/...merikan-tanrlar.html
Neil Gaiman'ın okuduğum ilk romanı. İlk elime aldığımda başlayıp yarım bırakmıştım. Sonrasında tamamen okumayı unutmuştum. Neredeyse 6 ay sonra tekrar elime aldığımda okunmasının o kadar da zor olmadığını farkettim. Kitapta mitolojik öğeler günümüz karmaşasıyla harmanlanmıştı. Olaylar ve karakterlerin yüzeysel olması bende hayal kırıklığı yarattı. Kitapta modern zamana tanrılar gözünden yapılan eleştirel bakış açısını sevdim. Bize neyi yanlış yaptığımızı göstermenin farklı bir yolunu bulmuş Neil.
Kitaptan beklentim çok fazlaydı ama karşılığını alamadım. Herkes kitap hakkında o kadar çok yorum yaptı ki beklentiyi yüksek tutmama neden oldu ve bu da kitap okuyucularına zarar verdiği görüşündeyim. Ana karakter yetersiz tanrılar çok vasattı. 600 sayfasının çok basit iki cümle ile son bulması sonucunda "eee o kadar okuduk bu kadar tanrı tamam o zaman deyip arkasını dönmezler sanırım " diyorsun ama boş. Yinede gölgeyi sevdim.
Kitap bir hayli uzun ve olay çok sünüyor. Açıkçası ben beklentimi çok yüksek tuttuğum için biraz hayal kırıklığına uğradım. Kitap kötü değil ama benim için ortalama bir kitap oldu. O kadar uzun olması belki de beklentimi yükseltti. Mitilojik öğelerden bolca yararlanılmış fakat o kadar derinlenmesine işlenmemiş. Kitabın atmosferi daha önce amerikan filmleri ya da dizileri izleyenler için tanıdık olacaktır. Yazar iskandinav mitolojisine daha ayrı bir ilgi gösteriyor, bunu da kitabı okurken hissediyorsunuz. Zorya kardeşlere neden bilmiyorum ama çok sempati duydum. Kitabın sonlarında biraz kaçırdım olayları ve sonunu çok bağlayamadım. Okuduğum için pişman olmadım ama okumasaydımda pek bişey kaybetmezdim. Ben daha çok Sadman'ı okumak istiyorum, bu kitap Neil Gaiman okumak için giriş kitabı oldu benim için.
Şöyle ki bu kitap gerçekten çok iyi fakat dizisi de geçen senelerden mevcut. Okumayan arkadaşlar, alsın fiyatı 35 TL sonra dizisini izlesinler. Zaman bulamıyorum okumak için baş ucumda ama yavaş yavaş ilerliyor. Aksiyon heyecan korku gerilim duygusallık herşey mevcut.
tam bir çağdaş fantazya. Her satırının tadına vara vara okudum. Şimdiden benim ilk 100 kitap listeme girdi. mitolojinin gündelik hayata hiç bu kadar gerçekçi bir şekilde girmemişti
Yakında dizisi de çekilecek olan, beğenerek okuduğum fantastik roman.

Yazarın kurguladığı dünya çok etkileyiciydi. Mitolojik tanrıların gözünden modern yaşama bakış, oldukça ilgi çekici.
Daha öncede söylemiştim, bu adamı okurken aldığım keyif, doğrudan küçüklüğümde babaannemin kömürlüğünde eskiliklerin arasında bulduğum bir ansiklopedi ya da sayfaları tamamen yok olmamış bir çizgi romanı okumakla eşdeğer. Kendimi direk vişne ağaçlarının gölgesine sığınmış, dünyanın tüm kargaşasından uzak, küçük bir çocuk gibi hissediyorum. Ancak yine de belirtmeliyim ki yazarın uyuşturucu bağımlısı olduğundan ciddi ciddi şüpheleniyorum. Kriz anında gördüğü halüsinasyonları nasıl kâğıda döküyor bilmiyorum ama yan taraftaki resimde okuyacağınız tasvirleri kafası temiz bir adamın yapması pek mümkün görünmüyor.

Şaka bir tarafa, bakış açısına, yaratıcılığına, Amerikan mitleri üzerinde yaptığı korkunç araştırmaya (yukarıda da dediğim gibi Yunan Tanrılarına yer vermemesinin kesinlikle haklı bir gerekçesi vardır) hayran kalmamak elde değil. Bazen haddinden fazla uçuk betimlemeler yapsa da kitap her yeri ile bir zeka gösterisi. http://ucalisan.blogspot.com.tr/...lar-neil-gaiman.html
Kitabın dizi uyarlaması yakında ekranda olacak. Fantastik bir kurgu var. 708 sayfacık. Sürükleyici diyemem ama kolay okunuyor. Puntoları öyle minicik filan değil yani.
Hapis cezası tamamlanan Gölge isimli ana karakterin, karısının ölüm haberini almasıyla başlıyor olaylar. Aksiyon yok gibi bir şey. 'Ne olacak acaba?' diye meraklandıran pek olay yoktu çünkü olayları anlamlandırmaya çalışırken sonraki sayfayı merak edecek hale gelemedim.
Neil Gaiman'ın hala çok farklı bir yazar olduğunu düşünüyorum. Adamı anlamak biraz zor. Ama kitaplarını okumaya tabii ki devam edeceğim. Bu arada Amerikan Tanrıları'nın da seri olduğunu belirteyim. Seride 2 kitap var. 2. kitap ise Anansi Çocukları. He Amerikan Tanrıları'nın daha kısa versiyonu da var. Onu okumadım ama ben her halükarda 10. yıl edisyonu olan bu versiyonunu tercih ederdim.
Anlaşıldı mı bilmiyorum ama ben kitabı beğendim yalnız her okura tavsiye edebileceğim bir yazar değil kendisi. Neil Gaiman okumak istiyorsanız daha minik kitaplarıyla bir başlangıç yapmanızı öneririm
Okuduğum ilk Geiman kitabıydı ve dile kolay 700 küsürlük bu kitabın dili çok da kolay değildi. Kitaptan bahsedecek olursam baş karakterimiz Gölge, üç yıllık hapis cezasından sonra hayatına kaldığı yerden yeni umutlarla devam etmeyi planlar. Evine dönmek için bindiği uçakta Gölge'nin karşısına Çarşamba adında bir adam çıkar ve Gölge'ye bir iş teklifinde bulunur. Gölge'nin bu işi kabul etmesiyle hayatı oldukça garipleşir. Olayların devamı ise Gölge'nin eski ve yeni tanrılarla tanışması şeklinde devam eder. Kitapta geçen ana konu ise eski ve yeni tanrıların birbirlerine karşı olan savaşı.

Düşüncelerime gelecek olursak kitabın çok değişik bir havası vardı. Mitolojik bilgiler içeren bir kitaptı ki mitolojiye ilgisi olanların kitaptaki olayları daha iyi anlayacağını düşünüyorum. Kitabın son kısmında bir karakter listesi vardı ve bu liste olayları anlamamda, karakterleri tanımamda çok yardımcı oldu. Kitaba sınav döneminde başlayıp çok pişman olmuştum, bundan 12 gün önce tekrar başladım ve yavaş yavaş, pür dikkat okudum. Okuyacaklara tavsiyem olayları anlamak için çok dikkatli bir şekilde okumalısınız bence. Kitap çok durağan ilerlese bile kitaptaki o değişik hava, dilinin biraz zor olması okumayı güçleştiriyor. Bir de Gölge karakteri sağolsun, kitaptan soğumamın en büyük nedeni oldu. Olaylara tepkisi sıfırdı resmen. Kitabı bana okutturan son 250 sayfaydı diyebilirim. Çünkü olayların daha hızlı akmaya başladığı ve her olayın açığa çıktığı bölümlere gelmiştim artık. Son olarak bir de dizisi var bu kitabın. Kitabı yarılayınca izlemeye karar vermiş ve kitaptan daha çok sevmiştim. İlk defa bu kitap sayesinde de bir uyarlamayı daha çok sevdim galiba. Bir de elime uzun bir süre bu kadar kalın bir kitap almayı düşünmüyorum kesinlikle.
Gerçekten tehlikeli kimseler, ne yaparlarsa yapsınlar sadece ve sadece doğru şeyi yaptıklarına inanan kişilerdir.
"Mutlu musun?"
"Pek değil. Ama daha ölmedim."
"Hı?"
"Ölene kadar hiç kimseye mutlu denemez.' Herodot."
Tanrı bir düştür,bir umuttur,bir kadındır,istihza edendir,bir babadır,bir şehirdir,çok odalı bir evdir,en değerli kronometresini çölde bırakmış bir saat imalatçısıdır,sizi seven biridir;hatta,belki,tüm kanıtlara rağmen,tuttuğunuz futbol takımı,ordunuz,işiniz ya da evliliğinizle ilgili meselelerin yolunda gitmesinden,size karşı olanları yenmenizden başka ilgi alanı olmayan semavi bir varlıktır.
Neil Gaiman
Sayfa 530 - İthaki Yayınları
Onun deneyimlerine göre; hapishanede karşılaştığı herkes bir sebepten dolayı haksızlığa uğramıştı...
Hepsi aynı şeyleri yapar. Günahlarının orijinal olduğunu düşünebilirler, ama çoğunlukla önemsiz, tekrarlayan şeylerdir.
Fikirleri öldürmek insanları öldürmekten daha zordur; ama sonunda onlar da öldürülebilirler.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Amerikan Tanrıları
Baskı tarihi:
Kasım 2015
Sayfa sayısı:
720
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053755005
Kitabın türü:
Orijinal adı:
American Gods
Çeviri:
Niran Elçi
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
AMERİKAN TANRILARI GERİ DÖNDÜ!

Yayımlandığı anda çoksatan listelerine giren, Hugo, Nebula, Locus, Bram Stoker ve SFX gibi ödülleri kazanarak zoru başaran Amerikan Tanrıları, bu kez yazarın tercih ettiği metinle karşınızda.

Kitabın onuncu yılı için hazırlanan bu özel çalışma, sadece yeni önsöz ve sonsözlerle değil, metne yapılan eklemelerle de genişletildi ve Neil Gaiman’ın hayal gücünü gözler önüne seren bu başyapıtın benzersiz bir edisyonu ortaya çıktı.

Gölge son üç yılını hapishanede geçirmiştir ve tahliyesine iki gün kala karısının ölüm haberini alır. Cenazeye katılmak için uçağa biner. Yanına en masum tanımla “esrarengiz” denilebilecek Bay Çarşamba oturur. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

“Artık Gölge on yaş daha yaşlı. Amerika da öyle. Ve Tanrı­lar beklemede.”

Kitabı okuyanlar 170 okur

  • Akbar Aliyev
  • Ercan Alim Gülşen
  • Tuğberk Asoğlu
  • KaanIzlatlı
  • Zahide
  • Emre Erol
  • UĞUR AYDIN
  • Betül Kahyaoğlu
  • Emn Cskn
  • Buse Yılmazer

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.2
14-17 Yaş
%8.1
18-24 Yaş
%24.4
25-34 Yaş
%36
35-44 Yaş
%25.6
45-54 Yaş
%3.5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%47.7
Erkek
%52.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.6 (15)
9
%25.9 (22)
8
%27.1 (23)
7
%10.6 (9)
6
%9.4 (8)
5
%2.4 (2)
4
%4.7 (4)
3
%1.2 (1)
2
%1.2 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları