"Tesadüf, sadece bilmediğimiz bir yazgıdır. Görünmez mürekkeple yazılmış bir yazgı."
Son zamanlarda okuduğum en sürükleyici roman.
Senegal asıllı bir Fransız olan yazar bu romanıyla Frsnsızların edebiyat nobeli sayılan Goncourt Akademisinin verdiği ödülü kazanmış.
Roman, iki savaş arası dönemde Senegalli T.C. Elimaine isimli gizemli bir yazarın kaleme aldığı "İnsaniyetsizlik Labirenti" isimli bir kitabın etrafında şekilleniyor. Kitap yazıldığı döneme damgasını vurmuş, Afrikalıların insan bile sayılmadığı bir çağda, böylesi nitelikli bir eserin bir Afrikalı tarafından yazılamayacağını söyleyenler, intihal olduğunu iddia edenler, beğenenler, etkileyici bulanlar falan derken pek çok ses getirmiş. Günümüz Fransa'sında yazar olma hevesiyle yanıp tutuşan başka bir Senegalli olan esas oğlanımız da romanda Elimaine'ın peşine düşüyor. İnsaniyetsizlik Labirenti, mahkeme kararıyla toplatıldığı için hiç baskısı bulunmuyor. Afrika kökenli yazarlar ve yazar olma heveslileri için bu haliyle bir efsaneye dönüşen kitap ve gizemli yazarına dair araştırmalara girişen esas oğlanımız, tesadüflerin ördüğü bir ağ içinde ordan oraya savrulurken, bulduğu ip uçları ile bilmeden kendisinin de içinde olduğu oldukça ilginç bir hikayeyi ortaya çıkarıyor.
Katmanlar halinde ilerleyen, türden türe geçen, oldukça çarpıcı bir hikayeyi ortaya koyarken, edebi lezzetten de taviz vermeyen roman, yaratım sancısı çeken yazarların halet-i ruhiyesine de ışık tutuyor. Bir eser ortaya çıkarmak için harcanan çabanın, onun bir önceki eserden daha iyi olması için didinmenin, beğenilmenin, okunmanın daha da önemlisi anlaşılma kaygısının verdiği acının izlerini net şekilde okura sunuyor. Kitaptaki diğer karakterler de edebiyatçı olduğu için ağızlarından çıkan büyük laflar hiç sırıtmadan adrese ulaşıyor.
Romanın