Kitap Hint asıllı İngiliz bir gencin gözünden, 70'li yılların İngiltere'sine ait bir bakış sunuyor bize. Kendisi, ailesi ve çevresine dair yaptığı gözlemlerle hem kültürel, hem politik, hem de sosyolojik bir anlatım var. Yazarın üslubu ironik ve mizahi. Her ne kadar dar bir aile ve arkadaş çevresinden izlenimler aktarılıyormuş gibi gelse de, yerelden evrensele bir bakış sunuyor yazar bize. Irkçılık, geçim sıkıntısı, politik ayrımlar, göçmenlik sorunları her yerde değişmeden sürüp gidiyor nasılsa.
Dönemin özgürlükçü cinsel anlayışına da yer veren yazar, söz konusu cinsellik olunca, İngiltere gibi bir ülkede bütün farklılıkların ortadan kalkabileceğini gösteriyor bize.
Kitap aslında büyük ölçüde yazarı kendi hayat hikayesi. Yazıldığı 1990 yılında oldukça ses getirmiş ve yazarın ailesinden tepki görmesine neden olmuş. Kurgu kısımları olsa da, çoğu yaşanmış bir hayatın izdüşümü aslında. Buda Hindistan'da hangi koşullardan geçerek Buda olduysa, yazarımız da kendini keşfetme yolundan geçerek bir nevi İngiltere varoşlarının Buda'sı olmuş oluyor.
Detaylardan dolayı yer yer yorucu olsa da yazarın üslubuna alışınca kolay okunan bir kitap. Keyifli okumalar...
Londra çevresinde gezindim, şehrin her yerinde yıkıntılar vardı, eski püsküp binaların yerine yenileri dikiliyordu, yeni binalar da çirkindi. güzeli yaratma yetisi nasılsa yitirilmişti. çirkinlik insanlara da bulaşmıştı. Londralılar birbirlerinden nefret eder gibiydiler.
İnsan yaşamı boyunca annesi ile babasını sonsuz bir güçle üzerine kol kanat geren her şeyi ezip geçen canavarlar olarak görür, sonra bir gün başını çevirip bakınca onları gafil avlar, birbirinden destek alan son derece zayıf ve gergin insanlar olduklarını fark eder.