Sol korkusu nedeniyle tarihsel bakımdan bir önceki çağa ait sınıf ve ideolojilerle işbirliği yapan, ortaçağ değerlerinden beslenen güçlerle ortaklık kurarak kendi solunu bastıran Cumhuriyet'in kurucu güçleri ve ordu, bugünkü dramatik tabloyu hazırladı.
Türk deyince eğer aklınıza 1908 Hürriyet Devrimi değil de sadece 1915 ve "Ermeni soykırımı" ya da Ulusal Kurtuluş Savaşı ve 1923 Cumhuri-
yet Devrimi değil de "Dersim katliamı" geliyorsa bu bakışta bir
anza var demektir. Bayrak denilince aklınıza 6. Filo protestoları,
bağımsızlık mitingleri ve antiemperyalist eylemler ya da yakın bir örnek olarak Gezi Direnişi değil de sadece 12 Eylül darbecilerinin kullandığı sopa ve rejimin inkarcı Kürt siyaseti geliyorsa, solun ayaklarını bu topraklara basması zordur.
Gezi İsyanı sırasında çekilen bütün fotoğraflarda, bütün barikatlarda, polisle girilen bütün çatışmalarda
ay yıldızlı bayrak ve Mustafa Kemal posterleri vardı. Daha önce baskı, despotluk ve şovenizmin simgesi olarak görülen Türk bayrağı, birkaç gün içinde direniş sancağına dönüştü. Haziran/ Gezi direnişçileri ay yıldızlı bayrağı gericiliğin ve faşizmin elinden almıştı. Direnişin çok önemli meşruiyet kaynaklarından biri de buydu. Polis çareyi bayrak satışını engellemekte bulmaya çalıştı. Nitekim Taksim' de ilk gözaltına alınan kişi, bayrak satan bir sokak
esnafı (Ali Dayı) olmuştu. Marx'ın dediği gibi ulusun sembolleri
el değiştiriyordu. Bir ulusun sembolleri emekçilerin, devrimcilerin eline geçiyorsa, orada egemen güçler kaybediyor demekti.
Oysa modernite, kapitalizmin bir ürünüdür. Kapitalizm olmadan ne modernite ne aydınlanma ne de pozitif bilimden sözolarak benimsenir. Tanrı/inanç merkezli bilgi anlayışı; hayatin her alanında, siyasette, eğitimde, ekonomide, hukukta esas alınır.