Bu kadar uçuk hayaller kurabilen çocuklarımızın birçoğu maalesef sonradan, mümkün olan birçok şeyi de "imkansız" olarak öğretecek başarılı(!) bir eğitim sisteminden ve muhtelif sosyal cenderelerden geçerek, standart ve sıkıcı yetişkinlere dönüşürler.
Sabahmış, akşammış, cumaymış, cumartesiymiş fark etmiyordu, hepsi aynıydı: Sızlayan, bir an bile olsun dinmeyen ıstırap veren o ağrı; ümitsizce, giderek yitmekte olan fakat henüz tam olarak yitmeyen yaşamının farkında olmak; tek gerçeklik olan o korkunç, nefret uyandırıcı ölümün iyice yaklaşması ve o, aynı yalan... Günlerin, haftaların, günün hangi saati olduğunun ne önemi vardı burada?