‘’ Mutluluk her şeyin gerisinde saklanmıştır. Onu oradan söküp almayı başarmak gerek. Ağlayım bayım, ağlayabildiğiniz kadar ağlayın. ‘’
Eric Emmanuel Schmitt
Yüzyıllık Yalnızlık aslında insanın aynı hataları tekrar etme eğilimini acı bir gerçeklik ve ustalıkla gözler önüne seriyor. Buendía ailesinin her bireyi, geçmişin hatalarından ders almaz; çünkü geçmiş neredeyse unutulmuştur, ya da bilerek göz ardı edilir. Her kuşak, kendine ait bir yalnızlıkla mücadele eder, ama kimse yalnızlığın sebebine gerçekten inip onu çözmeye çalışmaz.
Yalnızlık burada, sadece bireysel bir ruh hali değil. Kültürel bir miras. Tıpkı Macondo gibi: Dış dünyadan izole edilmiş, kendi içinde dönen, büyüyen, çürüyen, dağılan bir yer.
Latin Amerika’nın tarihsel döngülerinin simgesi.
Darbeler, idealler, devrimler, iç savaşlar… Hepsi gelip geçer ama halkın yalnızlığı baki kalır. Márquez burada Latin Amerika’nın politik karmaşasını, yozlaşmayı ve unutulmuşluğunu bir ailenin kaderi üzerinden anlatıyor. O yüzden kitap hem evrensel, hem de çok yerel.
Gabriel Garcia Marquez