Atalay Tarı

Atalay Tarı
@Mr_Pict
Öğrenci
Üniversite
İstanbul
Antalya, 27 Nisan
2 okur puanı
Mart 2026 tarihinde katıldı
Nihayet uzun yoldan gelip önceki sefer goblinler tarafından yakalandıkları yere geldiler. Ama o yüksek noktaya sabahleyin varmışlardı ve arkalarına baktıklarında, enginlere uzanan toprakların üzerinde ak bir güneşin parladığını gördüler. Arkalarında uzakları mavi, daha yakın kısımları ise mevsimin bahar olmasına rağmen koyu yeşil görünen Kuyutorman yatıyordu. Daha da uzakta, göz eriminin hemen ucunda, Yalnız Dağ vardı. En yüksek doruğunda hâlâ erimemiş olan karları soluk bir ışıltı saçıyordu. “İşte ateşin ardından kar gelir ve ejderhaların bile sonu vardır!” dedi Bilbo serüvenine sırtını döndükten sonra. Took tarafı fena halde yorulmaktaydı ve Baggins günbegün güçleniyordu. “Artık tek istediğim kendi koltuğumda olmak!” dedi.
Sayfa 324 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Elveda ey Elf Kralı!” dedi Gandalf. “Dünya henüz gençken yeşil ormanlar şen ola! Tüm halkın da öyle!” “Elveda! Ey Gandalf!” dedi Kral. “Hep en son ihtiyaç duyulup en az beklendiğin anda ortaya çıkasın! Salonlarımda ne kadar sık boy gösterirsen, o kadar memnun olacağım!” “Size yalvarıyorum,” dedi Bilbo kekeleyip tek ayak üstünde durarak, “bu armağanı kabul edin!” ve Dain’in ona ayrılırken verdiği gümüş ve incilerden yapılma bir kolye çıkardı. “Ne yaptım da böyle bir armağanı hak ettim, ey hobbit?” dedi Kral. “Ee, ıı, düşündüm de,” dedi Bilbo mahcubiyetle, “ıı, konukseverliğinize küçük bir karşılık vermek gerekiyor. Demem o ki, bir hırsızın bile duyguları vardır. Şarabınızdan çok içip ekmeğinizden çok yedim.” “Armağanını alacağım, ey Muhteşem Bilbo!” dedi Kral ciddiyetle. “Ve seni elf-dostu ve kutsanmış ilan ediyorum. Gölgen asla küçülmesin (yoksa hırsızlık fazla kolay olur)! Elveda!”
Sayfa 322 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
Sonunda dostlarına veda etme zamanı geldi. “Elveda, Balin!” dedi, “ve elveda Dwalin, elveda Dori, Nori, Ori, Oin, Gloin, Bifur, Bofur ve Bombur! Sakallarınız hiç seyrelmesin!” Ve Dağ’a doğru dönerek ekledi: “Elveda Thorin Meşekalkan! Ve Fili ile Kili! Hatıranız asla solmasın!” Ardından cüceler kapının önünde yerlere kadar eğildiler ama sözcükler boğazlarında düğümlendi. “Elveda, nereye gidersen git, şansın açık olsun!” dedi Balin nihayet. “Salonlarımız bir kez daha güzelleştiğinde bizi yeniden ziyaret edecek olursan, işte o zaman şölen muhteşem olacaktır!” “Sizin de yolunuz benim oralara düşerse,” dedi Bilbo, “kapıyı çalmaktan çekinmeyin! Çay saat dörttedir ama hepiniz istediğiniz zaman gelin, başımın üstünde yeriniz var!” Sonra arkasını dönüp gitti.
Sayfa 321 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
“Elveda, iyi yürekli hırsız,” dedi. “Şimdi dünya yenilenene kadar bekleme salonlarına, babalarımın yanında oturmaya gidiyorum. Artık tüm altın ve gümüşleri geride bıraktığımdan ve bunların değerinin pek az olduğu bir yere gittiğimden, seninle dostluk içinde ayrılmak, kapıda söylediklerimi ve yaptıklarımı geri almak istiyorum.” Bilbo içi hüzünle dolarak tek dizinin üzerine çöktü. “Elveda, Dağaltı’nın Kralı!” dedi. “Böyle bitecekse, bu acı bir serüven oldu ve bir dağ dolusu altın bile onu telafi edemez. Yine de tehlikelerinizi paylaştığıma memnunum – bu herhangi bir Baggins’in hak ettiğinden fazlasıdır.” “Hayır!” dedi. “Senin içinde bildiğinden fazla iyilik var, Batı’nın sevecen evladı. Tam gereken miktarda, biraz cesaret, biraz da bilgelik. Daha çoğumuz yemeğe, neşeye ve şarkıya saklanan altınlardan daha fazla değer verse idi, dünya daha şen bir yer olurdu. Ama kederli de olsa, şen de, şimdi bu dünyadan ayrılmalıyım. Elveda!” Sonra Bilbo arkasını döndü, tek başına gidip bir battaniyeye sarılarak oturdu ve ister inanın, ister inanmayın, gözleri kızarana ve sesi kısılana kadar ağladı. İyi kalpli, küçük bir candı o. Uzun süre içinden şaka yapmak gelmedi. “İyi ki zamanında uyandım,” dedi kendine. “Keşke Thorin hayatta olsaydı ama iyilikle ayrıldığımıza seviniyorum. Sen bir ahmaksın, Bilbo Baggins ve o taş meselesini berbat ettin; üstelik senin barış ve huzur satın almak için sarf ettiğin tüm çabalara rağmen bir savaş oldu ama sanırım bunun suçu sana yüklenemez.”
Sayfa 318 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
Aniden büyük bir haykırış ve kapıdan bir boru sesi duyuldu. Thorin’i unutmuşlardı! Duvarın bir bölümü manivelalarla yerinden oynatılarak bir çatırtıyla havuza düştü. Dağaltı’nın Kralı dışarı fırladı, yoldaşları da onunla birlikte. Kukuleta ve pelerinleri gitmişti, ışıldayan zırhlar içindeydiler ve gözleri kızıl ışıklar saçıyordu. Karanlığın içinde ulu cüce sönmeye yüz tutmuş bir ateşin içindeki altın misali ışıldıyordu. Başlarının üzerindeki goblinler tarafından üstlerine kayalar fırlatıldı; ama dayandılar, çavlanın dibine atlayıp savaşa koştular. Önlerine çıkan kurtlar ve binicileri ya düşüyor, ya da kaçıyordu. Thorin baltasını kudretle savurarak kuvvetli darbeler indiriyordu ve hiçbir şey ona zarar vermiyor gibiydi. “Bana gelin! Bana gelin! Elfler ve insanlar! Bana gelin! Ey hısımlarım!” diye haykırışı ve sesi vadide borazan gibi öttü. Dain’in bütün cüceleri düzene filan kulak asmadan Thorin’in yardımına koştular. Göl-halkının birçoğu da Bard onlara engel olamadığından geldi ve diğer taraftan çok sayıda elf mızrakçısı onlara katıldı. Goblinler vadide bir darbe daha aldılar ve yığılan cesetleri Dale’i karanlık ve çirkin bir hale çevirdi. Warglar dört bir yana dağıldı ve Thorin dosdoğru Bolg’un fedailerinin üzerine yürüdü.
Sayfa 313 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu