Uslu

" Toprakta bir şeyler yetiştirmekten hoşlanan bir adamdı o. Kanında bu istek olan bir adamın harcı değildir pamuk fabrikaları . Fabrikalar da araba gibidir: hoştur ama, sevgi aşılamaz insana toprak gibi. Toprak üzerinden ayağını kaldırmayanları gözetir, korur sanki, insanlar günlerini büyük yapılardaki tahta döşemeler üzerinde geçirip de toprağa ancak caddelerin sert tabanında bastılar mı, toprak insanlara olan ilgisini yitiriyor sanki. "
Sayfa 190
Reklam
"Fabrikalardaki bu bahar özlemini anlattılar bana, bilmiyorum artık kaç kez. Bir adam toprakta kaldı mıydı, yılın o aylarında hiç de öyle bir duygu uyanmaz içinde; Çünkü buradadır, bol bol duyar yanan süpürge otunun duman kokusunu, sürülmüş topraklardan esen yelin içine işlediğini. Böylece o pis fabrikalarda içi ezileceği, nedenini de bilemeyeceği yerde, burada içine bambaşka bir canlılık gelir, bahar bırakmaz seni ona sırt çevirip de gidesin pis bir pamuk fabrikasına kapanasın. İster ki toprakta kalasın da kendini sağlam bulasın. Toprağı Tanrı yaratmış. Sen hiç gördün mü Tanrı'nın pis pamuk fabrikaları yarattığını? Onun için, ben gitmem işte oraya herkes gibi. Tanrı benim yerimi buraya yapmış; ben de burada kalırım. "
Sayfa 28
" Pis bir pamuk fabrikasında tıkılıp kalmaktansa toprakta çalışmak daha çok hoşuma gider çünkü benim. Süpürgeotu ateşinin kokusunu duyamazsın orada. Ekip biçmek için toprağı yarma vakti geldi miydi de için burkulur ama, bilemezsin nereden geliyor bu acı. "
Sayfa 28
" Eritmek için neden bu kadar çok çeliğimiz olduğunu biliyor musun? Çünkü çelik tahıldır, devletin gıdasıdır; bu çelik dedikleri devletin pirinci, buğdayı; devletin eti, balığı. Işte bu yüzden tarlaya pirinç ekmeye benziyor çelik eritmek..."
Sayfa 113 - jaguar