Ruh sükûneti başka bir şey, kendinden hoşnut olmak da aynı şekilde. Sevgili dostum, keşke çok değerli bir mücevher olan bu duygu, güzel ve paha biçilmez olduğu kadar kırılgan olmasa.
Bir anlığına bile olsa yüreğimde ne bir heyecan, ne de bir saat süren bir coşku! Hiçbir şey! Hiçbir şey! Sanki bir hayal dürbününden bakıyorum, küçücük adam ve beygirlerin gözümün önünden geçip gittiğini görüyor, acaba bu bir optik yanılsama mı diye kendime sık sık soruyorum. Oyuna katılıyorum, daha doğrusu, benimle bir kukla gibi oynanıyor, zaman zaman yanımdakinin tahta eline dokunuyor, ürkerek geri çekiliyorum.
İnsanların ne yaptıklarını, nasıl çalıştıklarını her gün aralarında gezip gördükten sonra kendimle daha barışık hale geldim. Çünkü her şeyi kendimizle, kendimizi de herkesle karşılaştıracak şekilde yaratılmışız bir kere, bundan dolayı mutluluk ve hüznümüz bağlı olduğumuz şeylerden etkileniyor kuşkusuz, bu durumda en tehlikeli şey de yalnızlık. Doğası gereği kendini aşmaya zorlanan, edebiyatın fantastik imgeleriyle beslenen hayal gücümüz, kendimizin en aşağıda bulunduğu bir dizi varlığı sıraya sokuyor, dışımızdaki her şey daha güzel, bizden başka herkes daha mükemmelmiş gibi görünüyor
Sinsi bir hastalığın önlenemez bir şekilde her geçen gün ölüme yaklaştırdığı bahtsız birinden, hançerle işkencesine bir anda son vermesini isteyebilir misin? Gücünü tüketen hastalık, aynı zamanda ondan kurtulma cesaretinden de onu yoksun bırakmaz mı?