Dünyada pek az hareket Osmanlı meşruiyeti kadar büyük ümitler doğurmuş ve keza pek az hareket, doğurduğu ümitleri bu kadar çabuk ve kesin olarak boşa çıkarmıştır.
Türkler demiryollarından fazla hoşlanmasalar da, telgrafa tam anlamıyla sahip çıktılar. Çünkü telgraf, kendi memurlarını kontrol etme arzusunda olan bir despot için olabilecek en güçlü araçtır.
Kusura bakmayın, ormanlar yanıyorken güzel kokmuyor bana lavantalar
Umurumda hâlâ memleket, gazeteler yalan yazar
Düşünmek falan yasak, "özgürlük" hayal masal
Bu yüzden hâlâ karanlığım
Kandıramıyor beni pahalı kıyafetler, pahalı muhabbetler, pahalı palavralar
Üstüm başım toz içinde
Önüm arkam pus içinde
Sakallarım pas içinde
Siz benim nasıl yandığımı
Nereden bileceksiniz
Siz benim nasıl yandığımı
Nereden bileceksiniz
1807 yılının yazında Türkiye’deki reform hareketi yok olmuş gibi görünüyordu. Reformcu padişah tahtandan indirilmiş, yeni tarzdaki ordusu dağıtılmış, reform yanlısı vezirler ya ölmüş ya da bir yerlere saklanıyorlardı. Şeyhülislam ve Yeniçeri Ağası, yani toplumsal ve askeri değişimin en amansız muhalifleri olan iki taraf, onların yerine şehirde yönetimi ele almıştı.