Oğuz Fidan

Oğuz Fidan
Bir varmışız bir yokmuşuz
Dünyada pek az hareket Osmanlı meşruiyeti kadar büyük ümitler doğurmuş ve keza pek az hareket, doğurduğu ümitleri bu kadar çabuk ve kesin olarak boşa çıkarmıştır.
Reklam
Türkler demiryollarından fazla hoşlanmasalar da, telgrafa tam anlamıyla sahip çıktılar. Çünkü telgraf, kendi memurlarını kontrol etme arzusunda olan bir despot için olabilecek en güçlü araçtır.
Kusura bakmayın, ormanlar yanıyorken güzel kokmuyor bana lavantalar Umurumda hâlâ memleket, gazeteler yalan yazar Düşünmek falan yasak, "özgürlük" hayal masal Bu yüzden hâlâ karanlığım Kandıramıyor beni pahalı kıyafetler, pahalı muhabbetler, pahalı palavralar
Müzik
Üstüm başım toz içinde Önüm arkam pus içinde Sakallarım pas içinde Siz benim nasıl yandığımı Nereden bileceksiniz Siz benim nasıl yandığımı Nereden bileceksiniz
Müzik
1807 yılının yazında Türkiye’deki reform hareketi yok olmuş gibi görünüyordu. Reformcu padişah tahtandan indirilmiş, yeni tarzdaki ordusu dağıtılmış, reform yanlısı vezirler ya ölmüş ya da bir yerlere saklanıyorlardı. Şeyhülislam ve Yeniçeri Ağası, yani toplumsal ve askeri değişimin en amansız muhalifleri olan iki taraf, onların yerine şehirde yönetimi ele almıştı.
Reklam