Çünkü bu benim. Katilinin hediye ettiği gülün dikenlerini söküp saçlarının arasına sıkıştıran kız da benim. Ondan kaçıp saklanırım. Ağaçların arasında gözünde bir göz bağı ile onunla alay edebilen de benim Onunla karşı karşıya gelsem belki onu korkutacak olan da benim. Sizse benim zaaflarımı bilmek istiyorsunuz, bahse varım gözlerime baktığınızda görüyorsunuz, nasıl bir deliliğin içine battığımı. Bu yüzden diğerlerinden farklısınız. Onları korkutmuyorum çünkü gözlerime bakmalarına izin vermiyorum Ama sizinle bir odada yine yalnız kalırsam gözlerime bakmadıklarından yakınırım.
Beni tanıyamazsınız çünkü buna izin vermem, beni çözemezsiniz çünkü sürekli değişirim. İnsanlar benim karanlık bir tarafım olduğunu düşünür ama ben duvarın üzerinde dikkatinizi dağıtan bir ışık oyunuyum. Gölgelerin arasında dolaşır, onları huzursuz ederim. Işığın masum olduğunu düşündürürüm ama karanlığı da köşeye ben kıstırırım.
"Bugün elimi tutarsanız parmaklarımı parmaklarınıza sıkı sıkı kenetlerim." Ellerimi yeniden kendime doğru çektim "Yarın elinizi çekerseniz ellerimi cebime koyup yoluma devam ederim. Neden diye sormam." Ben kimsenin peşinden gitmem. Hiç gitmedim ve hiçbir zaman da gitmeyeceğim.
“Ben her şeyi çok çabuk kabul ederim." Bir an duraksayıp yutkundum. "Neden biliyor musunuz? Çok şey kaybetmiş insanlar böyle yapar. Benim beklentilerim olmaz, hayal kurmam, umut etmem. Ben olanla yaşarım Olanla baş ederim. Olanla teselli olurum."