O sonsuz koridorlarda yalnızım. Gökyüzü dilsiz, beton gibi. Bir yerlerde su taşa damlıyor. Tanıdık, ağır ve saydam olmayan bir kapıdan boğuk bir uğultu geliyor.
Çünkü sadece onunla, sadece o yanımda olduğunda ve omuz omuza olduğumuzda gerçekten bayram olduğunu biliyorum. Ayrıca onsuz doğacak güneş sadece tenekeden kesilmiş bir daireden başka bir şey değil benim için. Hem gök hem ben maviye boyanmış bir tenekeyiz.
Bir yandan çağıl çağıl akan bir ırmak, sonsuz yeşillik... gerçek bir "sınırlı bahçe," diğer yanda ise, gözün alabildiğine uzanan geniş, görkemli sonsuz bir boşluk. Ta ufka dek uzanan, özgürlüğün insanın içini bir hoş eden altın patikasına bürünmüş, ama tek bir yeşilliği yok, hatta yeşermesi için tek bir umudu yok, bomboş, kısır ve sonsuz yalnızlık.