"İçimdeki ağırlığın haddi hesabı yok. Yemin ederim en büyük sayıları da kullansan bunun bir hesabı ya da formülü yok. Bunun bir anlamı yok. Onların ruhu yok. Bunun bir sebebi yok. İçimdeki karanlık acının. Haddi. Hesabı. Yok."
Çekmeceden bir şırınga ve küçük bir tüp sıvı ilaç çıkardı.
"Doktor, doktor anlamıyorsun. Anlamıyorsun. Zorunda değildin, hiç değildin ama onlar sığ insanlar. Onlar acı çekmiyorlar, sızı hissetmiyorlar. Ama bu ağırlık beni öldürmüyor, süründürüyor. Asla dolmayacak bir boşluk bırakacak şekilde gitmiş gibi biri."
"Üzgünüm, bunu senin için yapıyorum."
Şırıngayı derimin altına ittirdiğinde damarıma battığını hissettim.