Telefonu sertçe duvara fırlattım. Parçalar dört bir yana saçılırken arkamı dönüp ara sokaktan çıktım ve tekrar yolu yürümeye başladım. Tahminen on dakikam kalmıştı ama bu on dakikayı kafama sıkmadan ya da zatürre olmadan nasıl yürüyeceğimi bilmiyordum. Kendi ölümüme teslim olmayacağım hayatımdan bildiğim ilk şeydi, ikincisi birilerini ölüme ellerimle teslim etmekti ve bu iki konuda da cahil olmak, istediğim tek şeydi. O silahı herkesin kafasına dayardım ama kendime dayayacağım an, herkesi öldürdükten sonra gelirdi. Ben buyum.
Bir vicdanım yok, ruhum yok, amacım ya da hayalim yok.
Hayatım, kalbim, bilincim, sahip olduğum herhangi bir şey yok.
İnancım, umudum, merhametim, sadakatim, duygularım, mutluluğum, korkum, heyecanım, şefkatim, empatim, bağışlamam yok.
Etik değerlerim, kimliğim ve kişiliğim, zamanım, hayal gücüm, özlemim, ihtiyacım, kararım, tercihim, seçimim, haysiyetim, iradem yok.
Ben buyum. Sadece bir adım var: **** Sadece ****
Bir de kemerime sıkıştırdığım bir silahım var...