Karanlıkta dile getirmekten çekindiğiniz hakikat, birgün aydınlıkta işitilecek ve gizli mekânlarda öğrendiğiniz inancı, bir gün çatılardan haykıracaksınız..
Dur..Işıkta kal.. Karanlıkta sana cevap yok..
Tanrı'ya giden yol, "ben nasılsam öyle" nin içinden geçmiyor mu zaten? Ben, nasıl görüyorlarsa öyle değil miyim? Dünyayı kendim nasılsam öyle görmüyor muyum? Öyleyse her şey, dünya ve ahiret, hep nasıl boyanacaklarını bekler..
Aşk, tabiatın kemendidir. Kendisine itaat etmeyenleri zincire vurur. Böylece onların tabiattan aldıklarını kendisine geri vermelerini ister.
Ölümün kendisinden aldığını, aşk hilesiyle yerine koymak ister.
Çünkü aşk onlarca defa ölmenin bedelidir.
Halbuki sevmek, insanın, tabiatın gözlerinden uzakta, kendi kendine yarattığı, kendi ulaştığı, kendi seçtiği bir aşktır..
Meleklerin en iyisi bu Şeytan'dı. Mertçe dik durup: "Hayır, secde etmem." Sana secde ederim, ama "kokuşmuş çamurdan" yaptığın şu pis adamlara, karnını doyurmak için Tanrı'yı, cenneti, kulluğu, azameti, yüceliği, ahireti, hak bilirliği, muhabbeti, her şeyi ve herkesi unutan, bir karınlık üzüm ya da hurma ya da buğday için koyun gibi çenesini yere daldıran ve gözünü göğe ve sana kapatan bu zayıf ve sefil varlığa secde etmem. Bu işe yaramaz kem gözlü, obur ve paracı aşağılık tüccara mı secde edeceğim? Senin için sana iman ve ihlasını göstermek için bir demet sarı ve çürük buğdayı sunağa getirene mi? Kız kardeşinin güzelliği yüzünden senin sözünü ayaklar altına alıp babasını çiğneyene mi? Erkek kardeşini öldürene mi? Görmüyor musun bunlar neler yapıyorlar? Zemini ve zamanı nasıl pisliğe sürüklediler..