Buradan çıkmalı, dedim kendi kendime.
Kendi kendime. Yani içimden.
Ayağa kalktım.
Nerden çıkacağım?
Hangi kapıdan?
Bu yollar birbirleri içinde yitiyor.
Birini isliyorsun, sonra aynı yere geliyorsun. Bir zamanlar buraya geldiğimde
çıkmak için (ya da çıkmamak için)
ölene dek arayacaksın, derdim kendi kendime.
Sonra bulurdum bir yol
beni kapıya götüren.
Şimdi korkuyorum. Çünkü güçsüzlük bacaklarımda biriken
beni uzun süre yürütmeyen.
Neyse deneyelim
yürüyelim
belki bu kez daha kolay olur
“Acaba bizim rotamız neye göre çizilmişti? Hangi limana doğru? Gemiyi yönetenler biliyor muydu bu sorunun karşılığını? Yoksa onlar da bilinmezliğin rotasında mı tutuyorlardı dümeni? Gelişigüzel çizilmiş, ama olmayan bir rota üstünde mi ilerliyorduk? Belki haritası olmayan bir nota. (Olabilir mi?) Gemimiz bu bilgisizlik içinde ilerliyordu. (Olabilir mi?) Hiçbir yere doğru?”